30 Kasım 2008


Yüzüne değen kendi saçlarının bile sinir ettiği, sıcağın çok ısıttığı soğuğun üşüttüğü, hangi şarkıyı açsan duygularını ifade etmediği, ne kadar düşünsen de bir türlü o an seni neyin iyi hissettireceğini bilemediğin, ne yaparsan yap seni seveceğinin rahatlığıyla o insana bas bas bağırdığın, ters konuştuğun, telefonu yüzüne kapattığın, arama beni dediğin, bağıra çağıra ağlasan da içinden atamayacağın bir sıkıntı duyduğunda, ağzına tek bir lokma sokmadığın, acıktıkça da daha da gerildiğinde, belki de artık evden çıkman gerektiğini gösteren bu belirtilerle daha da eve kapanmak istemendeki kendine kastında, kimseyi istemediğin, neden kimse gelmiyor sitemkarlığında, çamaşır makinasının beynini tırmalayan sesini ilk kez farkettiğinde, düşüncelerinin ince çorabına takılan kırılmış bir tırnak kadar rahatsız ediciliğinde, işte böyle lafı bir türlü toparlayamazsın.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 5:20 ÖS

 

0 yorum:

 
>