Doğuştan menopozlu aşklarım,
kıvranan zekam,
geriye doğru ileriye yanlış sayım,
benzetmelerin arasında sıkışmış kendim.
Kapaksız giysi dolaplarına rağmen toplu durmayı başaran odam,
başkalarının her gün topladığım dağınıklığıyla evim,
falanım filanım.
Medeni cesaretimi gölgeleyen deli cesaretimle olmadık işlerin baş kahramanıyım,
işlerse kesat.
Ya en açık ya en koyu renkleri tercih edinmiş hal ve tavırlarım hiç uyumlu değil benimle.
Gitmekten söz açılmışken biri kal otur biraz der gibi bakıyor.
Ben yanından hiç ayrılmamaktan söz ederken o gitmekten bahsediyor.
Ters düz edilmiş aşk çıkarımlarım çıkaramadı beni bu işsizlikten.
Neyi istediğimi istemediğim kadar biliyorum,
o yüzden ne zaman istediğim olsa,
çelişen başka isteğimle,
bunu kabul edemem cevaplı hediyeler gibi ortada kalıyor ne istediğim.
Hep daha fazlasını istemek değil de,
isteklerinin her birini aynı anda istemek.
Nasılsın sorusuna verilecek en güzel cevap da bu sanırım.
20 Mart 2012
Gece yatmadan önce okunmuş dualar kadar sabaha,
aydınlığa dönük,
onlar kadar umut içeriyor bundan sonraki hayatım.
Bundan sonrayla başlayan o kadar çok cümlem,
o kadar çok açıdan ki bakışım, şaşıyorum.
Ben doğruyu buluyorum sen beni bulmuş oluyorsun ya da tam tersi.
Azıyla çoğuyla eşitlenmekmiş asıl aşk.
Devin yeri geldiğinde eğilebilmesi,
cüceninse çok yükseğe zıplayabilmesiymiş.
Yerinde konuşmakmış aşk.
Yerli yersiz susmamakmış.
Fazla anlam yüklemeden sadece yüklenmekmiş.
Tatlı bir yanmaymış dokunuşu ama kesinlikle acıtacak kadar değilmiş.
Miş... miş...
Hayatın karşına kimi çıkaracağı belli olmaz, karşına çıkarttığı insanınsa sana ne katacağı hiç belli olmaz.
Eğlencenin dibine vurmuş birinin hayatına renk katabileceği gibi, dinsiz imansız biri de dine döndürebilir seni, inancını güçlendirebilir. Bu hiç belli olmaz. Hayatına girip çıkmadan anlayamazsın bunu. Getirdiklerini de sendekileri de alıp gidenler de vardır ama sende olmayan bir şeyi sana bırakmaz hiçbir zaman, içinde olmayan bir şeyi hissedemezsin bir anda. Umutsuzluk da içinde, yalnızlık duygusu da. Hayatta hiçbir zaman kötü arkadaşlar yok, evet kötü alışkanlıkları var bu doğru ama yapmayı hiç istemediğin bir şeyi yine de yapıyorsan eğer, sen de istemişsindir. Kimse zorla dayatmamışsa. Kendi iradense. Yani eğer diyorsan ki öyle şeyler yaşadım ki, katılaştım; en büyük yalandır. Senin içinde katı bir insan zaten vardır ve ağır basmıştır.
17 Mart 2012
Kolayca isterken her biri-leri-ni
Toz olmuş adamların,
pembeliğiyle aşklarımın,
bir güzel alırlardı karşılığını sevseler
Ama sevmediler
Zar zor istetirken kendime
Beyaza ak ala kırmızı şimdi,
neyse o,
neyse onu görürken karşılığında,
dahasına bakmıyor bu kadar yaştan,
bu yaştan sonra gözlerim
Kimse kusura bakmasın
Ben önüme bakarım,
at gözlüğümü çekip
Korkutamaz ki vızır vızır kaybetmeler
Biri bir şey diyecek olursa,
o zaman çocuktum şimdi büyüdüm
Her hissettiğimin aşka dönüşmeyeceğini ve,
başkalaşan duygulara boyun eğileceğini bilecek kadar
Ya peki kelebeğe dönüşemeyen tırtılın umuduna ne demelidir?
Kozasını görür denir ki olsun,
el emeğidir
Kimseler sormasın
Kancadan çıkarılıp kovaya atılmış balığın,
yüzüşündedir bildiklerim,
Kimseyi kurtarmaz,
denizler bilemedikten sonra
Yiyene afiyet,
benden geçmiş olur