26 Haziran 2010


Gerçeği ortalıkta bıraktıysa niye toparlamaya çalışır ki insan. Dağılmış bir kere. Her yere saçılmış. Kendi fikrini niye kabul etmek istemez ki insan. Aklından geçmiş bir kere. Bunu düşünmüş. İnsan kabetmekten niye bu kadar korkar ki insan. Önemini yitirmiş bir kere. Sevgisi azalmış. Konuyu niye uzatır ki insan. Kestirip atmış bir kere. Konu kapanmış.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 11:29 ÖS

0 yorum  

Yağmur beklentisi gibidir içine doğan kötü his. Doğması batmayacağını göstermez. Karanlık çöker önce bi, hava basıklaşır, bilirsin yağacağını. Bilirsin de yeterli değildir anlamaya. Biraz daha açarsak anlamak istemeye. Bacağına değen buz gibi bir demir çünkü anlamak. Apaçık ortada. Bir kez anladın mı inkar da edemezsin. Anlamazlıktan gelirsin en fazla o da belli olur.

Dersi derste dinleyenler vardır bi de. Hep daha iyi kavradıklarını sanarlar konuyu. Öyle değil işte. Onlardan olmadım, olmak da istemedim. Zetonu geç düşenlerdenim ben. Şıp diye anlayan tek bir yönüyle bakar. Tek bir yoldan geçer ona göre çözüm. Ama öyle değil. Bütün yolları tepip, çıkmaz yollardan dönüp dönüp, üstüne de bilinmedik yollara gireceksin ki anlayasın. Bi bakışta doğruya ulaşan sözüm sana. Nerede yanlış yaptığını görmeden, ancak turşusunu kurabilirsin elindeki doğruların. Benden söylemesi.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 11:08 ÖS

0 yorum  

12 Haziran 2010


Birini sağ cebe, birini baş köşene koymuş hala alarmın çalmasını bekliyorsun açılsın diye gözlerin. Erteleyip erteleyip beşer dakika daha kazanıyorsun utanmadan. Karar verme sürecini çoktan aştın. Geç artık bunları. Geç lütfen. Kararın kesin. Her şey atılır akıldan. Tek tük şeyler vardır, DT2 mesela, onu unutmazsın ama. O da kendi rahatlığın için. Rahatına düşkündür anılar bile. İşine geleni hatırlatır, işine gelmeyeni atar beyninin derinliklerine. Bugünü de atlattık hadi. Gün sonunu da aldık mı tamamdır.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 2:13 ÖS

0 yorum  

09 Haziran 2010


Bakarsın, dünyanın öbür ucuna daha yakın hissedersin kendini. Ama zaman kendi bildiğini çoktan okuyup sökmüştür. Hep daha uzaktır geçmiş ve gelecekten. Uzağın da uzağıdır. Aslında uzaklık zamandır. Saatlerce mesafe olduğu için arada uzaktır dünyanın bir ucu.

Bakarsın, birine rastlarsın yolda. Ya da oturduğun bir kafede, bir arkadaşının yanına uğradığında. Karşılaşma vardır sadece, şekli şemali yoktur. Sen o yoldan geçmesen de, o kafenin kapısından daha önce hiç girmesen de, o arkadaşınla uzun zamandır görüşmesen de bir fırsatını bulup dikilecektir önünde. Geri tepsen de, koşa koşa uzaklaşsan da. Yer değil yine zamandır önüne çıkan. O andadır. Tam da o anda.

Bakarsın, bu günü beklemişsindir yıllarca. Biri için mi deme, yaşadıklarının etkisinde kalır insan, yaşatanın değil. Birçok şey için denir buna. Hadi bir ucundan da sen tut şimdi dünyanın. Gerisi sana kalmış bir hikayedir bundan sonrası. Aynı zamanda ona kalmış. Kaçınılmazdır. Hesabı bir tek zamandan sorulur, o da çoktan geçip gitmiştir zaten. Oradaydı, duruyordu ve zamanı geldi. Ayağına kadar gelmiş ağzından çıkacak tek bir söze bakıyordur artık; kal veya git.

Bakarsın, görürsün bigün.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 9:24 ÖS

0 yorum  

 
>