09 Haziran 2010


Bakarsın, dünyanın öbür ucuna daha yakın hissedersin kendini. Ama zaman kendi bildiğini çoktan okuyup sökmüştür. Hep daha uzaktır geçmiş ve gelecekten. Uzağın da uzağıdır. Aslında uzaklık zamandır. Saatlerce mesafe olduğu için arada uzaktır dünyanın bir ucu.

Bakarsın, birine rastlarsın yolda. Ya da oturduğun bir kafede, bir arkadaşının yanına uğradığında. Karşılaşma vardır sadece, şekli şemali yoktur. Sen o yoldan geçmesen de, o kafenin kapısından daha önce hiç girmesen de, o arkadaşınla uzun zamandır görüşmesen de bir fırsatını bulup dikilecektir önünde. Geri tepsen de, koşa koşa uzaklaşsan da. Yer değil yine zamandır önüne çıkan. O andadır. Tam da o anda.

Bakarsın, bu günü beklemişsindir yıllarca. Biri için mi deme, yaşadıklarının etkisinde kalır insan, yaşatanın değil. Birçok şey için denir buna. Hadi bir ucundan da sen tut şimdi dünyanın. Gerisi sana kalmış bir hikayedir bundan sonrası. Aynı zamanda ona kalmış. Kaçınılmazdır. Hesabı bir tek zamandan sorulur, o da çoktan geçip gitmiştir zaten. Oradaydı, duruyordu ve zamanı geldi. Ayağına kadar gelmiş ağzından çıkacak tek bir söze bakıyordur artık; kal veya git.

Bakarsın, görürsün bigün.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 9:24 ÖS

 

0 yorum:

 
>