10 Kasım 2013


Farzet cigarayım,
önce ayıkladın işe yaramaz tohumlardan,
sardın sıkıca,
sonra yaktın içine çektin,
uzunca tuttun içinde,
boğazından girip her yerini dolaştım,
ciğerlerine yerleştim,
öldür hadi ben seni öldürmeden,
her sarışında yeniden öldür;
ama sakın bırakma.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 3:19 ÖS

0 yorum  

23 Eylül 2013


Nefesin nefesimde
olduğu bir an,
senden nefret ediyorum
dediğimde,
siktir et
dediğin geliyor aklıma,
hiçbir şekilde
edemiyorum.

Sana ait değilmiş,

sahibi değilmişsin gibi hiçbirinin,
sende kötü durmuyor sözler.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 4:59 ÖS

0 yorum  

29 Ağustos 2013


Kimi zaman kendimizden öyle ayrı düşeriz, öyle uzaklaşırız ki o an en yakınımızda kim varsa ona mal ederiz, tüm suçlusu olur çaresizliğimizin; oysa tek suçu o an orada olmaktır, bize en yakın olmasıdır. Gidemememiz onun yollamamasından, kalamamamız onun rahat bırakmamasından, sıkıntımız onun üstümüze düşmesinden, sevgisizliğimiz onun sevilesi olmamasından, ilgisizliğimiz hep onun fırsat vermemesinden sanarız. Eksikliği kendimizde aramayız; çünkü bulacaklarımızdan tırsarız. Hatta bazen onun artılarında boğulur, eksikliğimizi daha derinden hissederiz. Onda sevdiğimiz şeylere bile nefret bürürüz. Bizim için yaptıkları arttıkça sinir bozucu bir hal alır, en ufak bir açığını yakalasak hemen yüzüne vurmak isteriz ‘ama sen de şunu yapmadın’ ya da ‘sen de bana bunu yapmıştın’ diye. Aşırı ilgi alaka rahatsız eder; çünkü içten içe bir gün kesilmesinden çekiniriz; çünkü ona kıyasla alışacak çok daha fazla nedenimiz olur; çünkü ödümüz kopar onun dediği olmasından; çünkü ödümüz b.kumuza karışır ipleri ele vermekten; çünkü hiçbir şey yapmayıp her şeyi ondan beklemişizdir uzun bir süre; çünkü alışırız bu süre zarfında. Tanımadan hislerimizin yakınından geçemez, tanıdıkça hislerimizle aramıza mesafeler koyar, tam olarak tanımadan terk ederiz olay mahallini. Kimi hızlı hızlı adımlarla nefesi erken kesilir, kimi küçük adımlarla yetişemez geç kalır, kimi emin adımlarla belki doğru belki yanlış yöne; belki doğru belki yanlış insana.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 4:38 ÖS

0 yorum  

15 Ağustos 2013


Ne çok hayaliniz var gerçekleşmeyi bekleyen.
Bana sorsanız bildiğinizi sandığınız,
bildiğiniz gibi davranmasanız.

Bilseniz ne çok yalanınız var gerçekleşmeyi bekleyen.

Şunu bilin ki karşınıza dikilirse şaşırmayın,
kötü hisler beslerseniz,
kötülük büyütürsünüz.

O da bilsin ki beklemedim.
Özleyince gelir diye düşündüm.
Şimdi,
göstersin kendini sevgisiyle.

Bilir misiniz,
ona bakarken gördüklerim onu bile sollar.
Ama şimdi,
tezahürata gerek yok,
sevgisini göstersin bana.
Pul koleksiyonu göstersin.
Tüm kalbiyle.

O mu?
Sizin de bildiğiniz gibi,
gidebilir,
ama önce beni çiğnemesi gerekir.
Ve bilirim ki layıkıyla yapacaktır.

Bilmem bilir misiniz,
mobese kameralarına yakalanır gibi,
bir histi aşk.
Ve en içten sevdiğimiz yerleri,
hep kusurlarıydı.
Ama şimdi,
sevgisini göstersin bana.
Kendini değil.

Siz bilmezsiniz,
ne de benimserdim sizleri de.
Benim olanlar konusunda,
ne yazık çoğul konuşmuşum.

Sağolun,
varolun ama,
kaybolun şimdi.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 12:23 ÖS

0 yorum  

13 Ağustos 2013


Sokak köpeği gibi sevgiye açsın sevecek olsam korkup kaçıyorsun.
Bazı günler de sevilmeye muhtaçsın ısırırsın diye sevmeye korkuyorum.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 12:09 ÖS

0 yorum  

Düşüncelerim arasında,
iki düşünce arası astral yolculuk

Kim yapabilmiş hissedilenlerin çevirisini,
son güne kadar
En son ne demiştim diye sormaktan korktuğumuz,
insanlar varken hayatta
Esneme payıma düşmeyen eşitlik anlayışınız,
hala hayattayken
Amele yanığıdır size göre aşıklığımız,
hız kesmediğiniz gülüp geçmeleriniz eşliğinde

Asılsız suçlamalar,
anlayışsızlığın en asıllısıdır
Kimin kalbi kiminkini döver çocukça hareketliliğinde,
sonuç olarak her şey konuşuldu,
anlayanı kusur kaldı
Ama size bir şey söyleyeyim mi,
siz doğru kelimeleri seçemediniz

Sondan bir önceki gülüşünüz,
eşlik eder artık hayat koşunuza

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 12:07 ÖS

0 yorum  

Sevse sevse ne kadar sevebilir zihniyetli,
baştan kaybedilmiş, baştan sona kaydedilmiş,
her görüntü.
Tek yolu bu gibi gelen zihniyetli,
bir bahaneyle elinden tutmuş, bağ kurmuş,
her görüntülenemeyen.

Aşkın diken üstündeliğinde,
rahatımın tutulamayan yeriydi, elimden kaçırılışın,
muhattabım kaçakçılar, fidyeciler, gaspçılar, seri katiller.
Gelgitlerinle gelip gidebilirliğimde,
sen başlıklı yanılgımda, yüklenen anlamlardı bavulum,
sürülebilir olmayan.
Beynimden vurulmuşa dönebilirliğimde,
kurşun geçirmez canımda, kurşun sevgimle,
vurulmazdım ben de istemesem.

Ortada buluşunca,
orta yolu bulacağımıza kayıplara karışmışlığımıza,
en kapalı ve en sivri uçlusundan:

Şimdi ne değişti aramızda?

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 11:44 ÖÖ

0 yorum  

23 Temmuz 2013


Kendi ülkenizin,
kendi yönetiminde,
düşünme payı bırakmışsınız bana.
Özgürlüğü olmayan.

Çin işkencesiyle hapsi boylama genişliğinde.
İki cümle arası bir tırnak kaybı.

Bir şey değil.

Sessizce açılmış,
esrarengiz konular bunlar.
Devir yalnız kalma devri.
Devrimse hiç olmamış gibi.

Siz kazıkları attıkça,
içim bir hoş oluyor dostlar.

Beni benden çıkarıp,
çileyle toplayıp,
eski aşklara bölüp,
çarpılmadık yer bırakmadıkça dostlar,
içim çok hoş oluyor.

Öyle ki,
boş gözlerle bakıyorum sizlere.

Hiçbir şey değil.

Kırk bir yerinden bıçaklanmış göğüs boşluğumu,
tıpta çareler tükenmezlerle,
kırk bir kere maşallahlarla avutuyorum.
Yaşıyor o da.

Hayattan bir soğuyup bir ısınışım,
şok etkisiyle dinç tutabilmek adınaydı benliğimi.
Şimdiyse adımı hatırlamıyorum.

Anlatmadığım aşklarımı o an komik gelmiyordu tabilerle,
anlatacak gibi olduğum anılarımı o an komiktilerle geçiştiriyorum.

Anahtar kelimeleri seçmekte güçlük çektiğimdendir,
kalbimi size açamayışım.

Kendi kendine derler bir de.
Yalan.
Kiminle konuşsam deli diyorlar.

Çok da düşünmüyorum,
çok düşünüyorum sizi dostlar.

'Da' apayrı bir anlama çıktığından.

Kalbimin anahtarı olmayışındandı,
kitlemeden gidişleriniz.
Kalbime yedek anahtar yaptırışındandır,
ona kitlenişim.

Tam içimde yaşayacaktım ki,
yine kameralara yakalandım dostlar.
Tarafınızdan geri çevrilmek,
evirip çevrilmelerin,
en dehşet güzeliydi.

Ki yakın uzak farketmez dostlukların en güzelinde.

Karın boşluğumda bir yerlerde,
bulunca gösteririm,
verdiğiniz hissi.
Görürsem söylerim,
zamanın olmadığı bir ülkeden geldiğimi.
Söyleyemem,
zamansızca sevdiğimi.

Havaya giremezsek duygusala bağlarız dostlar,
çok da zor değil,
ama çok mu zor.

Ola ki 'da' bozarsa anlam bütünlüğünü.

Gözlerimden yaş gelen o dakikadan,
o cezbediş saatinden sonra,
bana işler mi sanıyor döktürdüğü gözyaşları dostlar.

Ona kadar,
herkese benden kucak dolusu sevgiler başlayışındaydı,
hayata sunabileceklerim.
Ona gelince tam gaz devam görüşünde sevgi tüketimim.

Ondan beridir herkese eşit davranamıyorum dostlar.

Aynı anda aynı sivrisinek ısırdığında sanmıştım ki,
aynı anda aynı uykuya dalarız.
Siz olsanız ne sanardınız dostlar.

Yani ben de sanmıştım ki, beni tutmayan uyku onu da tutamaz.

Size diyorum,
hiç sanıyor musunuz ki dostlar.

Sahi dost muyuz hala dostlar?

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 10:43 ÖÖ

0 yorum  

11 Temmuz 2013


Tek bir sinek ısırığıyla biz olur,
ayrıca bir yara açmayı da biliriz bilmesine.

Yeri geldiğinde sen ben,
gerektiğinde sizli bizli olur,
ayrı da yazılırız yazılmasına.

Altı üstü köpeköldürenle bütün aşkları diriltebilecek yetiye sahip çıkar,
her gün aynı hissetsek o enerjiyle dünyayı kurtarırız kurtarmasına.

Aşk zorlar bünyeyi,
boylamasına,
enlemesine.
Zorlamaya hiç gelemese de,
gelmezse de gelmesin.
Da Vinci'nin şifresini çözmüyoruz,
Amerika'yı yeniden keşfetmiyoruz.
Olursak da oluruz.
Olacaksak da olacağız.

Olduysak da olduk,
orasını bilemeyiz bilmesine.

Çektirmekteki birinciliğin zannettirmesin ki özlemekte eşitlenmeyeceğiz.
Senin tasladığın üstünlük benim bilmişliğimde çürür de çürümesine,
'bende bu aşk olmasa' demiş Aşık Veysel'imiz.

Ben konuşurum öyle,
elden bırakayım deme sakın birinciliği.
Her gün hissetsem dünya kurtulur kurtulmasına,
orası kesin de,
üstün güçleri olan sensin,
ben değil.
Oksijenliymiş oksijensizmiş,
hücre içimde parçalanarak enerjiyi açığa çıkaracak sensin,
ben değil.
Dünya barışından söz etmişken,
aldatmasın seni genelleştirmedeki ileri gidişim.
Çok daha ileri gitmesini de bilirim bilmesine,
tek geçmede.

Geçen günkü soruma ağzından çıkan cevaptan çok daha kesin, 
gözlerinden saçılan ateşi düşünürsek;
yani ırkçı da olamayız olmasına.

Zevkler ve renkleri de tartışamayız tartışmasına.

Gözlerin nasıl bakarsa baksın,
yineliyorum;
ırkçı da olamayız olmasına.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 12:43 ÖS

0 yorum  

28 Haziran 2013


Ortalama bir çocuklukta edinilmiş davranışların çok az değiştirilmiş haliyim,
yaşıtlarımla kıyaslanacak olursam,
adil olmayacak.

Kendimizi değiştiremeyeceğimizi söylerler,
oysa sadece çocukluğumuzu değiştiremeyiz.

Geçmişse biraz daha geneldir.

Başkalarına tümörün en fazla iyi huylusudur,
tüm vücudumu kaplayan huysuzluğum.
Sizedir zararsızlığım.
Yeterli sevseniz,
yeterince sevmeseniz,
yettiremesem sevginiz,
yetinsem de sevmeseniz,
hepsi bir.
Ben basite çabuk indirgerim,
en büyük kötülüğünüzü etseniz de bir.

Bağırmamı istediğinizde özellikle içimden konuşacağım.
Hakettiğiniz hakaretleri tatlı dille söyleyeceğim.

Aramanın en kayda değmeyen şeyidir aşk, hayatımdaki.
Ola ola olamadığım.
Yaptıklarımın uydurmadığım kalıbını pisletmekte serbestsiniz.
Aşkı kullanıp kafamı güzelleştirmek konusunda,
aylar oldu temizim.

Yağmurlu havada açan güneş kadar göstermese de kendini,
güneşli günde kapayan havanın da yeri sabit içimde, hoş eden.
Hayal felsefemdir; "bana göre hava hoş."

Kahvaltıya yürekle başlayan erkeklerimizin damak tadı mı değişen,
aşka bakışı mı bilmem ama,
ya ağzımızın tadı bozuldu, ya gözlerimiz.

Aynı kapının lacivertine çıkan birkaç çıkarım artık varabileceğimiz tümden varımlar,
tümden gelim veya tüme varım diye ayırmadığım.

Ve tabi gururlusunuz,
kalbinizi geç,
incir çekirdeğini doldurmayacak hislerinizde,
sanki çok bir şeymiş gibi,
kendini gerine gerine gösteren,
sebepsiz gurur.

Tanımlarsak;
kendinize sebepsiz bir düşkünlük.

Zamanın geçirilebilecek en verimlisindendi benim verebileceklerim,
siz neye verdiniz bilmiyorum,
yaşınıza verirken ben,
gözümde can verişinizi tekrar canlandırmak için.

Siz neye verdiniz bilmiyorum,
bilmek de istemiyorum.

Bana göre,
hava hoş da;
gurur olmaz, yapılır sevgisizlerim; yapmayın siz de olsun bitsin.

Düşürebildikten sonra,
yani hava hoş da;
ben razıyım,
gözümde tekrar tekrar canlandırmaya.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 12:10 ÖS

0 yorum  

23 Nisan 2013


Danıştığın en sert dövüşü getir aklına.
Anlam vereme.
'Çıkmış aklımdan' dediğin her olayda aklına gelsin,
seni de bir gün öyle unutacakları.
En saçma durumu saçmala, en akıl almazı aklına sok, en vazgeçilmezinden vazgeç.
Elinden geldiği kadar ağla,
tutabildiğin kadar tut kendini,
biraz gevşek.

N'aparsan yap ama,
sevmekten iyi anla.

Geçmişteki pişmanlığını yinele, yine de yap onu.
Yap ki geçmişteki seni anla. Affet.
Tekrarladığın için aynı hatayı,
şimdiki sana tekrar tekrar kız.
Tekrar etsin pişmanlığın.
Kendini tekrarla.
Kendini bağışlayacaksın diye kendini pişman et.
Yap ama bunu.
Sonra gör gününü.

Anla ki her şeyi anlamak zorunda değilsin, bazen kendini bile,
ama n'aparsan yap sevgi dilimi konuş.

Artık göz yaşlarına bir sınır koy, kararlı ol.
Sınırla ki o günlere geldiğinde kurumamış olsun.
Öyle de yaşanır ama sen yine de fazla harcama.
Yaşarmadan yaşlanma da.
Gerektiği kadar sakın.
İleride ihtiyacın olur, sende olmaz.
Sınırın olsun.

Bildiğini oku, bilmediğini bırak okusunlar, canına okumalarından iyidir.
Kimseyi kızdırma,
kendiliğinden kızsınlar ki senin için rahat olsun.

Bir kedin mutlaka olsun. Sokaktan olsun.
Öyle olursa bütün ırkların kırması olur, karakterinin karışıklığı sende karmaşa yaratır.
Sürpriz olur. Olsun.

Nasıl yaparsın bilmem ama her haliyle sev onu.

Sırf stres atmak için kelimeler seç, sonra onlardan olabilecek en anlamlı cümleyi kur.
O bile anlamsız olabilir, olsun.
Daha çok kelime bul şiir çıksın ortaya. Karışık.
Cümlelerinden hiçbir zaman utanma.
Şiirlerinden başlasınlar kötü bulmaya. Keşke.
Ama önce senden başlayacaklardır kusur bulmaya.

Sayılara pek güvenme.
Harfleri sev.
İlkokulda yenisinin dağıtılmasını sabırla beklediğin fişleri sakın atma.
Annene söyle o saklasın.
Ki zaten saklar.

Sen yine de göz yaşlarına iyi bak,
içine akacak kadar kalsın.
Kuru cilt erken yaşlanır.
Kuraklık artmasın.
Dünya bile yokolur.

Seni yarı yolda bırakanı, sen yolda bile bırakma.
Sarılmadan ayrılma.
Öpmeden bırakma.
'Çok sevmiştim' de.
Duygusallığı damarlarda yaşa.
İzin ver dalga geçsinler.

Onu kaybettiğinde 'önemli olan sevmekti' diyebil.

Öyle derinden üzül ki ağlayama.
Ağlayabiliyorsan hıçkıra hıçkıra.
Gülüyorsan katıla katıla.
Ağlayamıyorsan zorlama.
Gülmeyi ne yap ne et hatırla.
Ve yürekten inanmadığın hiçbir şeyi söyleme ki,
birini kandırırken yüreğin arada kalmasın.
Onu da zan altında bırakma.

Bütün kışı çoraplarınla geçirme, arada üşüsünler.
Gün boyunca bedenen ayakta tutan tek şey onlar,
nefes alsınlar.
Ruhunu besle ki ruhen de ayakta kalabil.
Bunları akıl et,
aşk bile beynen varoluyor.

Bilgisayar oyunlarına çok bağlanma.
Ateri dediği anda biri duygusal bir bağ oluşsun aranda.
Tutmalı kolunu hatırlıyor musun dediğinde sarıl öp onu.
Uçak oyununda benzinin bitermiş gibi heyecanlan aşık olduğunda.
Yoksa olma.

Olacaksan da en azından olan heyecanını kontrol etme.
Kontrolsüz ol.

İlle de başarı isteme,
hazır hayattayken istediğini bil hayattan.
Yukarıdayken aşağı baktığında başın döner, net olamazsın.
Aklın bulanır.
Hep daha yükseğini istersin.
Başarısızlıksa seni düşünceye iter.
Dip en diptedir,
baştan başlar,
baştan sona görürsün asıl istediğin tam olarak nerede.
Daha mı aşağılarda.
Belki de.
Belkisi yok dersen tırmanmakta serbestsin.

İzlediğin bir filmi tekrar tekrar izlemek istersen durma izle.
İzlediğin her filmi ikinciye izleme;
çünkü o kadar vakit yok.
Bitmiş bir aşkı hep hatırla.
Ama anıp durma.
'Son' yazmışsa başa sarıp izlenilmez aşklarda.
Film çevirmediyseniz tabi birbirinize.
Onun yerine her aklına geldiğinde bir film aç,
konu değişir.
Kitap oku, okuduğundan anla.

Biri soracak olursa 'çok sevdim' de.
De ki 'seviyorum' dediğin zamanlara ayıp olmasın.

Yarın unutacaksan bile bugün sev beni.
Ama bana söyleme ki yalan olmasın.
Unutacaksan bile sev.
Unutmak zordur,
belki yarın zorlanır çok seversin.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 12:47 ÖÖ

0 yorum  

 
>