Ettiği hatalar arttıkça, arkadan konuşmalar artıyor, direniyorsun yüzüne karşı da söylemek için ama yüzüne söylerken seçtiğin kelimelerle, başkasına anlatırken kurduğun cümleler gitgide değişiyor, değiştikçe de mesafe artıyor. Hataların dozajı arttıkça ikilemler, arttıkça idare etmeler, artıkça alttan almalar, arttıkça artıyor mesafe. Ona en ılımlı şekilde tarif etmek için çabalarken geçmiş yıllar. Arayı yapayım derken mesafeyi açmış, mesafeyi aşmış söylemler. Sevgi bundan çok sene geride kalmış, yetişememiş bugünlere, boy ölçüşemez olmuş hatalarla. Bunca senedir en açık halin, bunca yıllık açık sözlülüğün yetmiyor yürütmeye. Daha açık olamazdın; çünkü olunmaz.
Dostluk bitiyor.
Kısacası dostluklar bitiyor.
24 Kasım 2006
18 Kasım 2006
İnsanlık halidir. Olur olmaz şeyler yaptırır insana. Başka başka kimliklerle düşündürür, içindeki insanlar konuşur durur durmadan, konuşurken konuşurken birbirlerine girer o insanlar, hiç düşünmeyeceğin şeyleri düşündüğün bile olur tamam ama içinden sessizce. Sonra kendi kendine de konuşursun evde yalnızsan, yemek hazırlarken birden kendini yemek tarifi veriyor bulursun, parmağını kesen bıçakla kavgaya tutuşursun saç baş, kimsenin olmadığını bile bile içeriye seslenirsin müzik açın diye tamam da yani o anlık şeylerdir bunlar hep. Öylesine bir şeyler dersin. Ya bana ne demeli. Benimki başka. Fısır fısır fısır. Anlatıp duruyorum. Olanları, bitenleri, o gün birine dediklerimi tekrar ediyorum, ya da işte diyemediklerimi. O biliyor. Şahit oldu. İnkar edemedim, göz bebeklerime bakıp hemen anlardı çünkü biliyorum. Yapıyorum ben bunu. Üstelikte konuşabilecek biri varken hemen yakınımda. Az önce de bir başkasına yakalandım. Onu diyecektim. Bulaşık yıkıyordum, gene takılmışım bir konuya. Nasıl konuşuyorum fısır fısır. Nasıl utandım karşımda onu görünce. Beni duyunca. Boşta bulundum, şarkı dedim, şarkı söylüyorum. Hangisi dedi. Sen bilmezsin dedim. Bir de yani mırıldandım da. Ritim bile tuttum daha inandırıcı olsun diye, şarkı diye yutturduğum kendi kendime konuşmalarımla. Çok utandım. Bu kadar zahmete gireceğime açık açık söylemeliydim galiba. Utanç verici. Neyse geçti. Alın işte, söylüyorum, artık utanılacak bir şey kalmadı. Deli miyim neyim. Ama bazı günler öyle biriyle görüşüp eve döndüğümde aynanın karşısına geçip ona baktığım gibi baktığımı söylemeyeceğim.
15 Kasım 2006
Bir şeyler bitiyorsa vardır bir bildiği. Yanımda bir yalan makinesiyle dolaşacak değilim ya, kim dürüst kim yalancı. Elbet vardır bir bildiği. Yaşamadım demem işte. Kimileri kabul etmez, yemeden içmeden kesilir, uyku tutmaz. Ben de aksine canım almaya almaya yer, uykudan uykuya dalarım. Bir uyku bastırır ki sormayın. Uyuyunca geçiyor mu ne. Neyse ne. Ben her şekilde uyurum. Sırası gelmişken, o gece boyunca uykumu bölen herkese öfkeliyim. Sesimi çıkarabilsem neler derdim neler. Ne küfürler. Neyse ki sesim çıkmıyordu. Tekrar uykuya dalana kadarki süreçte üşüşen düşünceleri gidip bir taraflarına sokmak istedim. O zaman anlayışla karşılarlardı. Ama önce bir açıklama gerekirdi. Sesim çıkmadığından vazgeçtim o düşünceden de. Şaka maka kalp krizi gibiydi bu seferki. Kaç saat içerisinde beni saf dışı etme kararına varılmıştı acaba. Merakım ona. Benim bildiğim iki bilemedim üç saat. Tabi en iyi ihtimalle. Günah çıkartmaya gitmişti. Günah ondan gitmişti. İnancı olmayan birinin günah işleyebileceği ne kadar asıllıysa. Bir de öbür yüzünü görmek lazımdı; bir yüzünde önce doğum günü hediyesi seçilip alınır, sonrasında daha rahat konuşabilmek için hat açtırılırken.. Tabi bunlar tamamen duygusaldı o sırada. Ta ki telefonu fırlatıp, elinde hediye poşetiyle kalakalana kadar. Bir tarafına sokmak istendi ama o kişiden çıkan sesler -üff..- bu dileğini de yerine getiremeden sesini soluğunu çıkartamaz hale getirdi. Üff..leyen kişi de haksız sayılmazdı hani, boşluklar doldurulmuştu, kalındığı yerden devam edilebilirdi. Hava hoştu. Tercih meselesiydi. Artık ondan çıkmıştı olay. Konu kapanmıştı. Onu alakadar etmezdi. Alır başını giderdi. Ona neydi.
14 Kasım 2006
-Onu incitmek hiç istemedim.
Çok yanlış. Sen ne dersen de, nasıl belli etmeye çalışırsan çalış, yanında olduğun sürece her kim olursa olsun umutlanacak, anlamayacaktır. İncinmesin derken kırıp dökmüşsün resmen.
..
Beni incit tamam mı?
-Tamam.
11 Kasım 2006
Çok şakacısınız. Ama ne yazık ki şaka kaldıracak halde değilim. Çok afedersiniz. Bir yerimi eziyor olabilirsiniz. Bastığınız yere dikkat edin.. Bastığınız yere çok dikkat edin. Çünkü artık arkanızdan gelip adımlarınızı sayıyor olmayacağım.