Pelerinini giymiş küçük bir kız edasında yolda yürürken rastladığı kötü kalpli kurt onu midesine indirmeden önceki son sözleriydi bunlar. Önce anneannesini yiyemezdi; çünkü kimsesizdi kız, vakit kazanamayacaktı. Olaylar biraz farklı gelişmişti. Kurttan kaçmaya çalışmamıştı hiç. Birlikte yürümüşlerdi kestirme yoldan. Uzun uzun yürümek isterdi aslında ama o kadar vakit yoktu. Kurdun niyeti belliydi. Kız da biliyordu bunu okuduklarından, o haliyle sevmişti. O kısacık yolu yürümeden de önce, yolda ilk karşılaştıkları anda aşık oluvermişti kızcağız. Söylenecek pek bir şey yoktu. Ustaca oynadı gene de. Kaçmaya çalışır gibi yaptı. Elinden kurtulamamış gibi yaptı. Masala uydurdu kısmen de olsa. Ve vakit geldi. Tıpkı olması gerektiği gibi, bir anda kurdun midesinde buldu kendini. Bir tek sonu aynı değildi bu masalın. Kimse gelip kurtarmamıştı. Kimsesizliği sürüyordu. Taşlar yerli yerindeydi. Ama kız öyle bir midesine oturmuştu ki kurdun. İşte şimdi taşlar yerine oturmuştu. Kurt pişmandı. Hem de çok pişmandı. Çünkü artık hep içinde taşıyacaktı bu acıyı.
07 Ağustos 2007
Yaptığı yanlışlıklar göbek adına kadar dayanır. Onun için her şey yanlışlıklaydı. Yanlışlıkla bulmuş, yanlışlıkla tutmuş, yanlışlıkla öldürmüştü. Olan biten ne varsa yanlışlıkla olmuştu. İşin aslı o yanlışlıkla gelmişti dünyaya. Bu yüzden yaptığı tek doğru ölmekti ve bu yanlışlıkla olmamıştı.
Bu kadar çabuk aklına gelmiş olmaktan şeref duyar, bir telefonuna bakmaya bakarken tatminkarlığı üstüne de para almayız. Biz de az değiliz hani. Azaldığımızdan muzdaribiz. Onun için hava hep hoştur. Bizim içinse boş. Sesisini, ismini, cismini, nefesini duyup görmediğimiz, hissetmediğimiz her ana yayarız kahkahamızı. Kahkaha atmak isteriz denize sıfır bir manzaradan aylardır atamadığımız sıkıntımızla. Ne mümkün. Ziyan eder öyle döneriz. Bugün var yarın yok adamlarla ne başa ne yola çıkılamayacağını daha öğrenememişizdir. Dağları delecek kadar değildir katiyen ama öyle büyüktür ki aşkımız içip sızmak istetir. Bir kadehte sarhoş eder her istediğini yaptırmak için. Üstelik sırf istekleri ertelememek adına içmek de var işin içinde. Kim sorarsa unutmaya içiyoruz. En büyük yalan. Her aşkı elimize yüzümüze bulaştıralım ki değmediği yer kalmasın. Değsin yani. Havalar hep güzeldir giyinmeyi bilene, her hava değişimi kendi mevsiminde yaşadığı sürece ama mevsimler de şaşırdı, dört mevsimin üçü gitti biri kaldı buralarda. Peki ya sizin oralar?..