Pelerinini giymiş küçük bir kız edasında yolda yürürken rastladığı kötü kalpli kurt onu midesine indirmeden önceki son sözleriydi bunlar. Önce anneannesini yiyemezdi; çünkü kimsesizdi kız, vakit kazanamayacaktı. Olaylar biraz farklı gelişmişti. Kurttan kaçmaya çalışmamıştı hiç. Birlikte yürümüşlerdi kestirme yoldan. Uzun uzun yürümek isterdi aslında ama o kadar vakit yoktu. Kurdun niyeti belliydi. Kız da biliyordu bunu okuduklarından, o haliyle sevmişti. O kısacık yolu yürümeden de önce, yolda ilk karşılaştıkları anda aşık oluvermişti kızcağız. Söylenecek pek bir şey yoktu. Ustaca oynadı gene de. Kaçmaya çalışır gibi yaptı. Elinden kurtulamamış gibi yaptı. Masala uydurdu kısmen de olsa. Ve vakit geldi. Tıpkı olması gerektiği gibi, bir anda kurdun midesinde buldu kendini. Bir tek sonu aynı değildi bu masalın. Kimse gelip kurtarmamıştı. Kimsesizliği sürüyordu. Taşlar yerli yerindeydi. Ama kız öyle bir midesine oturmuştu ki kurdun. İşte şimdi taşlar yerine oturmuştu. Kurt pişmandı. Hem de çok pişmandı. Çünkü artık hep içinde taşıyacaktı bu acıyı.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder