20 Mart 2010


Küçükken, durup dururken annemin babamın beline yapışır 'ya ölürseniz' diye ağlardım. Ne zaman başka bir yerde yatıya kalsam tam herkes yattığı sırada ağlaya zırlaya babama aldırırdım kendimi. Sonra büyüdüm. Ayrı yaşamayı kendim istedim. Ama bir gerçek var ki, hala ağlıyorum en son yatan bensem eğer. Babamı da çağıramıyorum ki alsın götürsün beni eve. Belki bu yüzden ilk uykusu gelen hep ben oldum. Uyuyan insanlar ölümü hatırlatıyor sanırım. Ya da bana öyle geliyor.

Demek istiyorum ki hepten değişemiyor insan. Hep bir huy kalıyor. Resti çekiyor, gidiyor, uzaklaşıyor. Yapamayacağı ne varsa yapıyor. Ama işte dedim ya... hala ağlıyor.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 1:29 ÖÖ

0 yorum  

16 Mart 2010


Mutluluğun, az da olsa kederin, bakakalmanın birleşmesi gibi. Ama yok hepsinin dışında bir duygu. Kaç kere tekrarlasam da tanımlayamadığım, tanımlayamayacağım bir his bu taşınma hissi. Dün bugünün, bugün yarının tutarken elini geçiveren, sanki daha dün ödemişken yenisi geliveren faturaları bir türlü gelmek bilmeyen maaş günüyle kapatırken, ayın sonunu zor getirirken, aitlik ekinin yanına gittikçe daha çok yakıştığı yeni bir balangıçtır her ev. Gereksiz eşyalara yer yok. Belki bir ayakkabı kutusunun içine hapsolmuş hatırası olan ufak tefek birkaç eşya. Hepsi o kadar. Daha fazlasına gerek yok. Evin metrekaresi artsa bile. Yine de yok. Hatıraların açtığı yerlere bir güzel kurulur nasılsa hayaller.

Zordur taşınmak. Güç ister. Ama öyle bir yerleşir ki içine düşüncesi, kurulu düzenine aldırmadan, her defasında daha çok zarar gören kanepeye, gardroba, komidine hiç acımadan, kalan sağlarla en baştan kurdurur bütün hayatını. Sanaysa sabahında gözlerini açıp başlamak kalır güne. Hepsi o kadar.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 8:38 ÖS

0 yorum  

04 Mart 2010


Üstüne gidiyorum ki anlasın. Üstüne üstüne gidiyorum ki itiraf etsin. O da sanıyor ki eskisi gibiyim. Sanıyor ki eskisi gibi olsun istiyorum. Bilmiyor ki çok geç. Bilmiyor ki anlasın.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 1:26 ÖS

0 yorum  

 
>