28 Temmuz 2007


Hayat uykusunu getirirmiş. Mışıl mışıl sersemletmiş. Uykusunu kaçırsın diye elini ihanete bulamış. Uykusunu kaçırsın diye sırttan vurmuş. Uyurgezer düşüncelerle uykuya dalmış. Hayat şart koşmuş. Birileri birilerine girişirken lafa girişmeye kalkışmış. Yine zamansız. Dikkate alınmamış söyledikleri bu zamansızlığı yüzünden. Gözü varmış yarında. Şimdiyi es geçip yarına sarkmış. Hep yarında gözü. Başta oturmak istemez ama sonra bir yorgunluk kahvesi yapta içelim der cinsten bir naz eder, kendini ondan korur, yabancılardan sakınmaz. Çünkü gerçekler rtük kararıyla hep utanır kendinden ona göre. Önce aynasız yaşama deneyimi sonra ışıksız. Böyle böyle iyi edermiş kendini. Sonra yine ışıklar sönmüş teker teker, ardındansa aynasını kırmış biri. Pek iyi gitmezmiş ilişkileri. Kurduğu her ilişki son günlerini yaşarmış. Her birinde geri sayım başlarmış başlar başlamaz. Bir aralar işe vermiş kendini belki bir işkolik, belki düşünecek vakit yokluğu. Kırık dökük bir kaç satır karalamak olsa da ilk işi ilk iş gününde. Kendini ondan ayrı kılabilmek içinmiş hep matemi. Oysa o olmadan da üzülebilir, o olmadan da ikiye ayrılabilir, o olmadan da bir bütünlük sağlayabilir zamanla zamanı gelince. Daha ne ağlamalar zırlamalar bekliyordu onu. Bunu bildiği için dimdik ayakta ve ruhu çökük. Kaldıran olsa da ruh tutulmaz kayardı elden, biliyordu. Günler sonra gelen ama ona yıllar geçmiş gibi gelen aramalarından arındırıyordu karışıklığı taşlarını ayıklar gibi. Bir küçük not defterine sığacak kadar anı. Bir şeyler karalaya karalaya karalar bağlar, üzerine bir çizik atar. Çok havasız kalmıştı aşkları, havasını aldı başka kimliklerin vücudunda. Günden güne netliğini kaybetmiş, biraz karıncalı, biraz karartılı, bir elini dolduran geçmişte yürümüş bir aşk kaldı elinde. Yüzük sende oyunuyla el değiştirir ve o zaman rahat bir nefes aldırırdı ikisine de ayrı ayrı havalarda..

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 10:00 ÖÖ

0 yorum  

24 Temmuz 2007


free music

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 11:49 ÖÖ

0 yorum  

17 Temmuz 2007


Altta kala kala öğreniyoruz güreşmeyi. Şu an üste çıksak ne çıkar rakibin ağırlığı üzerimizde. Koymuş bir kere ağırlığını. Daha zamanı var. Sadece ninnlilerle mi sanki, bak kuş uçuyorlarla, neler nelerle uyutulduk. Neyi kaçırıyorduk birbirimizden, görünmeden, göstermeden. Bir varmış bir yok olmuşlara inandık kuş sevdamız yüzünden. Gerçeklerle aramızda bir şey olmadı ki hiç yalanla ilişki kurmaktan çekinelim. Sevgiyle öfke bu kadar iç içe geçmişken biz niye ayrılmaz ikiliyi oynadık. Burada durup neyi izledik. Nasıl mızıkçılık yapıldığını mı. Kayda değer konuşmalar sarf etmedik hiç. Kayda geçmeden sabah olduğundan. Ki zaten sabaha karşıydı her buluşma. Bir nakavt edilişi daha görüyorum güçlü kuvvetli umarsızlığında. Gecekondular hep mi yıkılmaya mahkum. Bir çadır kuruntusunda yaşamak olmaz mı duyguları. Kimbilir kaç karakterli duygularım. Hiç inandırıcı değil. Sevdim ama ne desem az kalır yanında, bu yüzden dilimin ucunda tutuyorum diyeceklerimi. Gerçek olmayan hiçbir şeyi hissetmez, yürek derler buna. Ama siz yine de yalanlayın hatırım kalır. Hep bir ağızdan konuşmaya özen gösterin ama, inandırıcılığını yitirir ne me lazım. Anlatmaya kalksan yerinden kalktığına değmez. İlk bakışta zor görünür. Çevir kafanı tekrar bir bak. Ama dur eğlenmene bak. Bir yere ayrıldığım yok henüz.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 2:37 ÖS

0 yorum  

16 Temmuz 2007


Eski yıllara ait, yıllanmış aşklar duygularını cenaze törenlerinde açığa vururlarmış. O güne değin yaşanmış her şey sanki bir sır açığa çıkmayı çokta beklemeyen. Kendinden emin. Eski yıllara aitleşmiş sahici aşklar. Yorgunluk üzüntüyü aratmazmış yolculuklardan, bir şehirden başka şehre geçişlerden. Çarpacak bir katsayı bırakmadık ki mutsuzluğu, kaçla çarpsak da denk gelmediğinden. Baştan sona kuşe kağıda olsun diye hayatları, başkalarının hayatına mal olan hayatları var kimilerinin, ama bizim onlara diyecek bir şeyimiz nedense yok. Uzun soluklu zamanlara nefesimiz yetmez olmuş, keşke duvara toslasak da geri tepsek, geriye döndürebilsek gereksizliklerle doldurduğumuz, nefesimizi boşa harcayıp anlatmaya çalıştığımız bazı anları. Hala bile aradığımız kişiye hiçbir an ulaşılamıyor bu karışıklığın içinde, çeken bir yere gidilse bile. Görmeyince felçli gibi olduklarımız var bir de, hiçbir şey yapasımız gelmez görmeden, o ise anlamaz. Yanındaki halini alıp ters çevirse anlayacak ama anlamazlıktan gelmese.. Hiçbir ilişkide bitişik yazılmıyor isimler bu devirde, herkesin kendi hayatı oluvermiş bir tek sandığımız hayat. Sahipsiz sevgilerden usanmış, sahici hayallere dalmışız. Zaman geçerken uğradımlarla geçiyor bilmiyor musun sanki, bilmiyorsan al karşına saati bak dur, nasıl da atıyor tik tak diye diye kalbinin bir sonraki atışına sıra gelmeden. Hepimiz birer külkedisi oluvermişiz; bugünlere yetiştirebilsek işleri yarınlara katılabileceğiz.. Tabi kötü kalpli kardeşlerimiz de cabası.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 11:03 ÖÖ

0 yorum  

14 Temmuz 2007


Bir esinti daha geliyor. Özene bezene yaratılmış. Nereden estiler bilmem. İki arada bir derede kalınmış, varsayımlarla belini doğrultamamış zırvalıklar. Hem kırık hem dökük. Hem yırtık hem pırtık. Hem yara hem bere. Hem darma hem dağın. Hem arlı hem arsız. Hem yalan hem dolan. Hem eski hem püskü. Hem öte hem beri. Hem enine hem boyuna. Hem ıvır hem zıvır. Hem bata hem çıka. Hem yalan hem yanlış. Hem sağ hem salim. Hem öyle hem böyle. Bir aşağı bir yukarı ama katiyen değil hem doğru hem dürüst. Eserekli oluşundan mıdır bilinmez. Benim de aşağı kalır bir yanım yok. Adam olana çok bile. Birkaç göz göze gelme durumu kurtaracak değil ama işimi görür. Hatırlayabildiklerim şimdilik bu kadar. Sen sağ ben selamet.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 7:48 ÖS

0 yorum  

07 Temmuz 2007


Daha şimdiden özledi seni karaböceğin. Bildiği bütün duaları senin olsun. Yerini çiçeklerle donatsın. Şu an yüzünü güldüren her sözün, sağladığın her şey için, gözünde yaş kalmayana kadar sevdirdiğin için kendini minnettar kalacak karaböceğin. Küçük aklımla ben “dede bak ne sevimli” diyip fındık yedirmeye çalışırken, “ben de o fareyi arıyorum kaç gündür, her yeri kemirdi” diye söylenerek ayağınla ezdiğin ve eve gidip ağladığım o gün boyunca da, “nerede kaymaklar” dediğin zamanlarda da aynıydı sevgim. Huzur içinde uyu. Seni seviyorum.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 5:06 ÖS

0 yorum  

Meğer kesseler acımazmış şu saatten sonra. Senle beni. Sadece beni ya da seni. Veya yüreğimi. Dün şahit oldum bir hastalığın daha can verişine. Uzun zamandır hastaydım. Beni öldüremedi, kendi öldü. En ufak bir heyecan duymamak da başka bir şeymiş yanında. Sakin sakin pas vermeyebilmek. Hiçbir duyguyu bastırmadan hiçbir şey hissetmemek. Bir yerini yırta yırta bu hale getirdiğin bu çok değerli sonu kiminle paylaşırsan paylaş. Bana da tapan biri vardı diye kat hikayelerine görülen geçmiş zamanla.. Neren kırıldıysa ağzını da ben dağıtmak istiyorum şimdi. Yavşaklığından sert bir yerin kaldıysa. Sanıyorum elim içeri göçer her vurduğumda.

Dün son nefesini verdi, ben şahidim.. Öyle şahidim ki..

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 10:42 ÖÖ

0 yorum  

04 Temmuz 2007


Heyecan almış başını gitmiş hiç dönmemek üzere. Vurmuş kendini yollara. Ne zamandır bu böyle. Ne iyi ne kötü hissediyorum. İşin özü hissetmiyorum. Şevkim kaçmış. O da vurmuş kendini oradan oraya. Halledilir bir yanı kalmamış işlerin. Hep aynı gün hep aynı mekan hep aynı zaman diliminde. Bilmem nesinin bilmem nesiyim kendimin. Çok uzaktan. Akraba bile sayılmam. Neyse ki hepimiz Havva'dan geliyoruz anadan doğma. Yoksa nasıl durulurdu bu kendine yabancı bedende. Bir ısırık atıp bırakılmış ilişkilerden arta kalan zamanlar uzun soluklu ilişkilere yetmiyor. Gözlüğü devamlı takmamaktan büyüyor göz numaramız. Bu yüzden net değil hiçbir şey. Gözümüzde büyütüyoruz.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 12:32 ÖS

0 yorum  

03 Temmuz 2007


Bu sabah günlerdir yaşanan bir şeyi yeni fark ettim. Meğer her gün işe gitmeden önce iş yerinin hemen bitişiğindeki o daracık büfedeki sesinden genç olduğunu tahmin ettiğim çocuğun yüzüne kafamı kaldırıp bir kere bile bakmamışım. Her sabah girip boğazımdan tatlı bir şey geçmesi için kinder bueno gelmiş mi diye şöyle bir göz gezdirişim, hepte görememenin verdiği bir hayal kırıklığı, yarım litre sütü hiç soğutmadıkları için küçük süt almak zorunda kalışım ve de onsuz içemediğim cappucinom. Her defasında başım eğik cüzdanımı çıkarırken ne kadar diyişim ve parayı uzatıp arkamı dönmüş çıkarken iyi günler dileğim. Her gün yüz yüze geldiği birinin yüzünü niye bilmesin ki insan, farkına varılmalıydı zaten bunun.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 1:38 ÖS

0 yorum  

 
>