Dünü unuttuğum bir anda, tam bugüne alıştım derken, karşılığını tam veren, şu ana dek duyduğum en güzel sözdü verdiğin. Üçüncü dereceden yanık tenimle terinin tuzuna, verdiği acıya dayanabileceğimden bile çok, çok daha uzun bakabilirim kaçırdığın gözlerine, yeter ki hep aynı sebepten bakamıyor olduğunu bileyim. Yeter ki kaybettiklerimi sende bulabileyim ve yanında uzanırken, yorgun düştüğüm bir anda, hiç düşünmeden kaybolabileyim. Yeter ki benden bile önce bul kayboluşumu. Ve yeter ki hiç yetmesin geçirdiğimiz saatler, günler, aylar.. yıllar boyunca..
07 Ocak 2009
Çok önceden demek isterdim bunları. Çok daha önceden görmek isterdim bunları. Çok daha küçükken ağlaya zırlaya, bir seferde çıkarmak isterdim seni hayatımdan. Daha çocukken, doğmadan da önce unutmak isterdim seni. İlk yaşıma bastığımda yetişmiştin hayatıma. Çocukluğumuz belki birlikte geçmedi, ama oradaydın, o oyun dolu bahçede. En dışlanan çocuktun. Kimse sevmezdi seni o bahçede. Kimse oyuna almazdı. Şimdi düşünüyorum da, yıllarca hiç konusu açılmadı bunun, hiç konuşmadık seninle. Ara sıra gelirdim o bahçeye ve beni de aralarına alır, seni yine dışlardılar. Hiç anlamazdım niye. Yalnızdı çocukluğun.
Ve büyüdük. Büyüdükçe de anlaştık. Aynı fikirlerimizden güç aldık. Aynı giysilerimizden fikir aldık. Sabahlamalar başladı, beraberce bekledik geceyi. Sabahında aynı yatakta bükülmüştü belimiz. Aynı müziğe kulak verdik, aynı şekli verdik saçımıza, aynı düşüncelerle başladık aşklarımıza.. Ama her geçen gün büyüdük.
Hiç ayrılmazdık ama büyümüştük işte, gidebilen gitmeliydi gidebileceği her yere. Ben gittim. Sen kaldın. Ama orada kalmadı hiçbir şey. Seni de götürmüş gibi yanımda her anımı yaşattım sana, gittiğim her yeri, her bir anını anlattım durdum.. Sen de hiç sıkılmadan dinledin.
Sonra bir gün geldin yanıma, ugraş verdin ve kaldın, dönmedin geriye. Bu bir kutlama sebebiydi o gün bizim için, ama şimdi anlıyorum ki dostluğumuzun sonuna gelmiştik farkında olmadan. Son günlerini yaşayacaktı sevgimiz. Bizse bilmiyorduk.
Onca yılın yapamadığını son bir yıl yapmıştı. Aynı çatı altında değiştik. Aynı evlerde, ayrı fikirlerde iki insandık. Ne olup bittiğini anlamadan aramız, her gün biraz daha açıldı. Birer birer çıkıyordu sorunlar. Teker teker kaybediyordun çevrendekileri.. Ve en sonunda da beni.
Şimdi o kadar iyi anlıyorum ki seni. Hiç kapanmayacak bir yaraydı çocukluğun. Kaç yaşına gelsen de yaraydı. Çocukluğunda seni aralarına almayanlara inat yapar gibi, şimdi de sen uzaklaştırmıştın herkesi yanından. Çocukluğuna dönmüştün. O küçük kızın öcünü almıştın herkesten. Bense o hiç kabullenemediğin, hiçbir şeyden habersiz senin katılamadığın oyuna son katılan kız olarak kalmıştım gözünde, ve bu hiç değişmedi. Bu yüzden hayatın boyunca ne sevebilir, ne de nefret edebilirdin benden.. Artık ayrıyız, ayrı ayrı yollarda bulmaya çalışıyoruz yolumuzu, içindeki hesaplaşma bitti. Onca yıl bu gerçeğe direnmişiz ama, belki de en doğrusuydu.