13 Mayıs 2012


cervantes'in ünlü romanı don kisot'ta, kendisine aşık olan çobanın intihar etmesi üzerine suçlanan köylü güzelidir. marcela'dan güzelligin muthiş savunması;

''ey ambrosio, söyledigin şeylerden hiçbiri için gelmedim.kendimi savunmaya geldim; çektikleri acılar ve grisostomo'nun ölümü yüzünden beni suçlayan herkesin, ne kadar mantıksız davrandıgını anlatmaya geldim.burada olan herkese yalvarıyorum, dikkatle dinleyin beni; zaten aklı başında kimseleri dogru bir seye inandırmak için ne fazla zaman gerekecek, ne de fazla söz.

söylediginize göre, tanrı beni güzel yaratmış, öyle yaratmış ki, güzelligimden etkileniyor, elinizde olmadan beni seviyorsunuz.bana gösterdiginiz sevgiye karşılık olarak da diyorsunuz ki, hatta istiyorsunuz ki, ben de sizi sevmek zorunda olayım.tanrı'nın bana verdigi anlayış gücüyle, güzel olan her şeyin sevilebilecegini biliyorum; ama güzel oldugu için sevilenin, kendisini seveni, sevildigi için sevmek zorunda olmasını anlayamıyorum..üstelik güzeli seven çirkin de olabilir, çirkin olan da sevilmemeye layık olduguna göre, 'guzel oldugun için seni seviyorum, çirkin oldugum halde senin de beni sevmen lazım.' demesi, çok saçma olur.ama güzellikler eşit olsa bile, sırf bu yuzden isteklerin de eşit olması gerekmez; her güzellik aşık etmez ; bazılarına bakmaktan hoşlanılır ama istek uyandırmazlar; her güzellik aşık etse, istek uyandırsa, kalpler karmakarışık olur, yolunu şaşırır, nerede duracaklarını bilemezlerdi: çünkü sayısız güzel insan oldugundan, istekler de sayısız olurdu.oysa derler ki, gerçek aşk bölünmez, kendiliginden olur, zorla olmaz.madem öyle, ki ben böyle oldugunu düşünüyorum, niye benim, sırf sevdiginizi söylüyorsunuz diye, zorla sevmemi istiyorsunuz?

söyleyin, tanrı beni güzel degil de çirkin yaratmış olsaydı, beni sevmiyorsunuz diye size sitem etmeye hakkım olur muydu?üstelik şunu da düşünmeniz gerekir ki, sahip oldugum güzelligi ben seçmedim; onu bana oldugu gibi tanrı bahşetti, ben istemedim, ben seçmedim.tıpkı yılan, onunla öldürse bile, tabiat vermiş oldugu için, sahip oldugu zehir yüzünden suclanamayacagı gibi, ben de güzel oldugum için azarlanmayı hak etmiyorum.seref ve meziyetler, ruhun süsüdürler, onlar olmazsa, beden güzel olsa bile, güzel görünmemesi gerekir.dürüstlük, bedeni ve ruhu en çok süsleyen, güzelleştiren meziyetlerden biriyse, güzel oldugu için sevilen kişi, sırf kendi zevki ugruna bu meziyetini kaybettirmeye ugraşan kişinin istegine boyun egerek, niçin bu meziyetini kaybetsin?

ben hür doğdum ve hür yaşayabilmek için, kırların ıssızlıgını seçtim.görünüşümle aşık ettiklerimi, sözlerimle yanılgıdan kurtardım.isteği besleyen eğer umutsa, ben ne grisostomo'ya, ne başkasına umut verdigime göre, onlardan herhangi birini, benim salimligim degil, kendi ısrarı öldürdü denebilir..

ben ona umut vermiş olsam, riyakarlık etmiş olurdum; memnun etmiş olsam, iyi niyetime ve kararlarıma aykırı davranmış olurdum.o, uyarıldıgı halde ısrar etti, kendisinden nefret edilmedigi halde umutsuzluga kapıldı.şimdi onun ıstırabının suçunu bana yüklemek doğru olur mu?

aldatılmış olan yakınsın; verilen umutların, vaatlerin boş çıktıgını gören, umutsuzluga kapılsın; kışkırttıgım biri varsa, söylesin; kabul ettigim biri varsa övünsün; ama söz vermedigim, aldatmadıgım, kışkırtmadıgım, kabul etmedigim kimseye karşı zalimlikle, katillikle suçlamayın beni.tanrı bugune dek benim alınyazımda sevmemi istemedi; seçerek sevmemi düşünmek ise söz konusu degil.bundan böyle şunu bilin ki; biri benim için ölecek olursa, kıskançlıktan ya da bahtsızlıktan ölmüş olmayacak; çunku kimseyi sevmeyen, kimseyi kıskandıramaz; yanılgıdan kurtarmak aşagılamak degildir.

benim, bildiginiz gibi kendi servetim var.başkalarının servetinde gözüm yok; hürriyete düşkün bir mizacım var, baskıdan hoşlanmıyorum; ne kimseyi seviyorum, ne de kimseden nefret ediyorum.şunu aldatıp, bunu kışkırtmıyorum; şununla alay edip bununla eglenmiyorum.benim istediklerim bu dağlarla sınırlı..bu sınırı sadece, gökyüzünün güzelligini seyretmek için aşıyorlar, ki bu da, ruhun ilk barınagına dogru adım atmasıdır..''

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 10:24 ÖS

2 yorum  

Makyajımı çıkarmadan yattığım gecelersin
Nerelere getirir neler götürürse hayat,
ister teker teker ister hep birden gelirse gelse de hayat...
Değerini daha iyi anlarım mutlu sonsuzlarında
Bazı hayaller gerçekleşmese de olur

Benim nazarım değmez kendini bilmezliğinde,
bir arkadaştadır bazen en akıl almaz akıl vermeler
İlk demem ama en şiddetli aşkın kamera arkasıdır en gülünç anlar
Şiddeti atlatılmış aşkın hemen arkasıdır,
kralı gelse bir daha öyle aşık olamayışımız
Konuşursam batarım korkusuyla sustuğumuzdadır bizi bir çırpıda,
bir kaşık suda boğan

Göz kapaklarıma beynimin hükmedemediği gecelersin
Kimlerden alır kimlere bırakırsa hayat,
ister sopayla ister çiçeklerle gelirse gelse de hayat...
Değerini bilirim mutsuz sonlarında
Bazı gerçekler hayalleşse de olur

Benden sır çıkmaz çıt çıkmazlığında,
bir dosttadır bazen de mantık dışı içtensizlikler
Son demem ama en aklı başında sevginin,
kamera karşısında rahat tavırlarıdır ekranlara bağlayan
Aklını kullanmış sevginin gözü arkada kalmamasıdır has be haslaşması
Konuşsam da batmamasıdır aslının fotokopisi

Tercih edildiğim uykuya dalışını göz kırpmadan izlediğim gecelersin
Hayat bu, gün gelir sabahlarız çıkar gidersin gecelerimden,
ister hakkım olanı verir ister dır dır olarak alır,
alır gidersin başını...
Beni bağlamaz bu sonlar
Bata çıka öğrenmişim ben konuşmayı

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 9:46 ÖS

0 yorum  

 
>