Yettiremedim bu pastayı. Kaça bölsem bilemedim. Sana ayırdığım zaman diliminde bilemedim kaça bölünsem. Bilemedim eşit parçalanmayı. Bilemedim kestirip atmayı. Belki bir bıçak yardımı. Bir bilemedim spatulayla yer değiştirmeyi. Ama düzgünce. Yetinemedim de tek bir dilimle. Yarına geçmesin gün diye diye tüy biten dilimde bilemedim uç kısımdaki tatlı tadı. Hiç bilemedim.
12 Nisan 2009
Kaynama noktasını çoktan geçmiş bir münasebetin, münasebetsizce, münasebetsiz kişilerce talan edildiği geçmişin doğurduğu bu geleceğin göreceği de ne yazık ki çok riskli bir ameliyatla gözlerinin açılmasına bağlı. Görüleceklerin kurtulma şansı adeta yüzde birin altında. Şikayet etmiyorum, yani komple, sadece zamana yayıyorum, alıştıra alıştıra söylüyorum ki hayatın bitişinde diyeceklerim kalsın. Yok şikayet etmiyorum. Demiş olmalıyım ki kesin demişimdir, boşa geçirdiğim zamanlar diye, o değil de zamandan çok kendim harcanıyorum bugünlerde. Ertelenen bakışlar, ödeme günü geçmiş hissiyatlar, günlük faiz işledikçe büyüyor gözlerimde. Ne yapsam kapatamıyorum bu borçları.
Odak noktası tutturulamamış bir atışın, atmayan kalbine bile isabet ettirilememişliğinden güç bulup yaşama devam eden bir kalpsiz... Kriz değil kalp krizindeyim.