Giden bir geminin ardından gelen bir gemiyi gözlüyorsundur aslında. Tam önünde durmuş dikiliyorsundur. İlk anda zordur bunu kabul etmesi. İşine gelse de gelmese de, pişmanlık yeni başlayan bir mücadeleyi eline yüzüne bulaştırmaktan başka bir yeti kazandırmaz ki sana. Ama sen yine devam et istersen inkar etmeye. ‘Bu da yetmiyormuş gibi’yle başlar genelde anlattıklarımız. Üst üste gelir genelde. Genele vurursak ne çok şey varmış yolumuzu kesen. Kesmese de bizi. Daha ne yollar alınır satılır. Daha ne yolla.. Kendimize daha yeni gelmişken, kendine bir o kadar zor gelmiş biriyle kesiştirmeye çalıştığımız yollarımız ve hiç kesinleşmeyecek gelecek. Uzaktan kesmeye benzemiyor değil mi? Asıl yakınlaştıkça uzaklaşır gibi, karışır gibi kafalar birbirimize karıştıkça. Başka yöne kayıyor bakışlar, başka başka.. Uzaktayken daha net bakar gibiydik yanılıyor muyum?
02 Şubat 2009
Gözümde canlandırdığımda hiç olmadığın kadarsın
Şaşıyorum düşündükçe
Her yıldız kaymasıyla başkasına akan aklın karıncasız, capcanlı
İstemediğin kadar her şey bu gece
Gözümde canlandırabildiğim kadar ayrı geçen zamanlar
Ve gözümde canlandırabildiğim kadar ifadesiz kaldığı anlar yüzünün
Her yönünü ele almadan,
göze alabildiğim kadar sana dair tüm inanışlarım
Bende istemediğin kadar her şey bu gece..
Sesimi dinleyen bir özel numaranın diğer ucunda duruşunsa cansız elin değebileceği kadar yüze;
çünkü hayallerim daha canlı
Tanışırken unuttuğum isimler,
tam tersine aklıma kazınan yüzleri
Notları yarına geçirilmiş bugünün kimsesizliği
Bir anlam teşkil etmeyen göz göze gelmeler, gitmeler..
Geçmişin süzgecinde bir anlam taşıyamayacak kadar güçsüz
Her seferinde bu sefer olacak der gibi karşı yakadan bu yakaya mekik dokuyan vapur seferleri
Aklını yitirmiş duygular
Zihni açık duygu yoksunları
Sevmek için can atmayan kalplerin dolup taştığı sokak araları
Organların bir araya gelip bedenlerini oluşturmasından öteye gidememiş insan kılıklılar
Her şeyiyle ve hepsiyle bu şehir hiç istemediğimiz kadar içinde saklı,
birbirinden habersiz iki geçmişin..