31 Mayıs 2018


Sabaha karsi dondugum, normal sartlarda asla evden cikmayacagim bir pazar gunuydu. Sartlar normal degilmis meger. Ilk ve tek bulusmamiz olan arkadas grubunu kiramayisimla, bilmeden kalbimin kirilisina goz yumdum. Bir saate yakin gecikmistim, masada bir yer buldum oturdum. Sagima baktim, soluma baktigimda ise o da bana bakiyordu. Kizlara dondum ve dedim ki: "Red tshirt man!". Ilk anda anlamadilar, ayni dili konusmadigimiz icin tabiki de degil, bir tek ben vurulmus olamam gibi bir fikre kapilip dogru duzgun cumle kuramayisimdan. Baktim hala anlamsiz gozlerle bana bakiyorlar, isaret de edemiyorum, dank etti! Okun isabet ettigi kisi bensem bir terslik var demektir.


Ayni siralarda girmisiz ki iceri, siparis vermeye kalktiginda tam karsimda durmus, bir yandan kafasini cevirip cevirip bana bakiyordu. Simdi dusunuyorum da o anlarin zamana yayilmasini isterdim, uzunca bir zamana. Biz caktirmadan bakismalarimizi gerceklestirirken, hani basimi soyle bir cevireyim edasiyla bakislarimizi denk getirirken, kizlar 'kalkalim baska yere gecelim' dedi. Asktan hic anlamiyorlardi. Hesabi istedigimiz sirada tutununu sarip disari cikti red kitim. Kizlara icecegimin parasini verip, firladim disari. Basimi saga cevirdim, bu kez sagimdaydi. Bir masaya oturmus dumani icine cekerken bana bakiyordu. Cesaretimi toplayamadan, daha dumanini ufleyemeden yaninda bittim. Daha sonralari da bittigim gibi adama. Nereden geliyorsun nereye gidiyorsun konusmalari. Tipik telefon vermeler almalar. Sayilara sevgi besledigim nadir anlardan biridir kelimelere olanak taniyan. Ve ayrildim yanindan bedenen baska mekana, ruhen ise baska baska alemlere.


Aradan bir bucuk gun gecti, garip bir sekilde can sikici bir olay esnasinda icim huzurla doluyken bir mesaj. Gorusme istegini geri cevirmedim tabi. Canimi sikan kisinin yanindan gulumseyerek ayrildim, onu son gorusumdu. Neyse bulustuk bir iki dakikalik gecikmeyle. Cok yer gezmis Turkiye de dahil ama anlatip biteremedigi, bilen bilir mutlaka gezecegim yok yok yerlesecegim yer olan Yeni Zelanda, su an hissettim bunu. Vegan olmasa da vejetaryen, ileride bir katkim olsun diyeymis o da ne bileyim. Sevdigi seyler sevdigim seyler. Ilk karsilasmamizi bir de ondan dinledim. Onun da ilk gidisiymis ve normalde girmeyecegi bir mekanmis. Benim masa cok kalabalik oldugundan tanismaya cesaret edememis. Aramizdaki cekime sasakalmis o da. Bulustugumuz ilk bir iki saat cok heyecanli oldugumdan bu kadarini cevirebildim turkceye. Yani evet bazi dediklerini anlamis gibi yaptim. Yanaklarina dogru inen kazayaklari, seyrelmis saclari ve beyazlamis birkac sac teli. Benim gozumde ilk bakistaki gibi kalan seyse altin sari saclari, lacivert gozleri ve cocuksu ruhu. 'Konusacak ne cok seyimiz var' dedi, 'varolmaya devam edecek' dedi icimden bir ses. Gozunun ne denli icine baksam yetmedi, yetinemedim, oraya yerlesmek istedim ve goruntuden hic kaybolmamak. Bakis acisindan Yeni Zelanda'yi bile gorur gibiydim. Disleri sonra, ozellikle de geride duran o alt disi, ve tabi gulusu o apayri bir hikayenin konusu da hafif gulumsediginde cenesinde beliren o iki cukur. Konusurken Irlandali hizina ulastiginda, durmasi icin kelime belirlememistik ama bakisimdan hemen anliyordu ve anlattigi seylere bakilirsa ki bakilmayacak gibi degil, ona dedim ki 'seni her konuda yavaslatmam gerekecek'. Sonrasinda yagmura ragmen eve kadar birakirken beni, ikimiz de sirilsiklam neydik bilmiyorum. Genellikle yagis alan bir ulkede dogmus olmasi durumu normale indirgiyor mu hic bilmiyorum. Yetersiz ingilizcem bazi diyemediklerimle selvi boylum al yazmalimdaki sahneleri canladirirken yuregimde eve vardik.


Gozlerim Irlanda yesiliymis, mavi olsaymis ve saclarim kizil gercek Irlandalilar bana benzermis. Tenim de azicik koyu ama cilli olusumdan yola cikarak nerelere vardirdi konuyu. Her neyse konumuza donelim. Dogdugu yerin Kanturk oldugunu bizi gosteren bir isaretmis gibi buyuk bir sevincle bana soyleyisi. Elimden tutup yurudugumuzde yureginden yuregime acilan yol ve sanki o yoldu yurudugum, Dublin sokaklari degil baska bir alemdi. Biliyorum ki orada hala el ele tutusuyoruz. Devrik cumlelerimi siraya koyan. Anlatamadigim derdi sahiplenen. Sacmaliklarima eslik eden. Yani ayni o, ufacik bir etkiyle degisen seyse, daha once baska hayatlara karismadigi veya ayrilamayacak kadar dugumlenmedigi o.


Gunlerden bir gun; buraya ilk geldigimde dalgasini gectigim bir sey vardi, simdi Irlandali bir sevgilim olsa yazarak ayrilsa iyi de, yuz yuzeyken derine iner, ben anlayamaz saf saf bakarsam yuzune, hatta hicbir sey olmamis gibi oturursam karsisinda. Hic oyle olmadi. Yani goz yaslarina bogulabilecegim duygusalliktaydi ama yuzundeki ifadeyle karisik o can havliyle insan oyle bir anliyor ki. Ask da ayrilik da tek bir anlama geliyor, her dile kendinden cevrili. Yine de inanmak istemedim, yazili olarak rica ettim sebebini, altina imzasini atsa hatta icim daha rahat ederdi. Uzun uzadiya ayrilik konusmasi toparlamam gerekirse bir iki cumlelik netlik kazandi: 'Ilk basta bahsettigim yedi yillik eski kiz arkadasim kotu haldeyken; yeni bir seylere baslayamiyorum, seninle bir iliski kuramiyorum.' Halden anlamasi hislerimi her gecen gun artirmamis miydi? Birbirime karistim. Bir de unutmadan hem icim hem disim cok guzelmis, bilmem kacinci baski. Her milletten duymaktan icim disim bununla doldu. Sinirlerim bozuldu gulmeye basladim. 'Bir sey soyle kizgin ya da kirgin misin' diye sordu. O anin hicbir dilde ifade ozgurlugu yoktu, turkceyi bile sokse o anda tek bir soz cikamazdi kilitlenmis dilimden, onun gibi bir seyler soyledim. Sonra biraz dusundukten sonra dusunmekten vazgecip ana ve ona dondum dedim ki: "Icmeye gidelim". Bitki cayindan cin tonige hizli bir gecis oldu kabul ediyorum. Birer kadehten sonra sabahlayalim ki ayriligimiz kayitlara yarin gecsin demeyi dusundum. Oyle demeye ingilizcem yetmeyecegi icin son arzumu yerine getirmesini istedim kisaca. Ayrilik acisini takas ettim sayili saatlere ki daha once de belirttigim gibi sayilari pek sevmem. Geri sayim basladiginda, yolda tam bak her zamanki gibi tek basina bir eldiven diyecekken, cift oldugunu farkedip cocuk gibi sevinisim. Yalnizliga gecis yaparken al sana isaret diyerek hareket cekmesiydi hayatin, cok safim. Gunesin dogdugunu farketmezsek malum Irlanda, sabah olmaz ve ayrilmayiz diye gulusmelerimiz, icimdeki aglayislari ve yakarislari bastiran. Zamani geriye sariyorum; neye ugradigimi sasirdigim bir anda 'iste bu elektrik' demesi neye vardigimin gostergesi degil miydi yani?


Aylardir yasadigim su Irlanda'da d vitaminine ihtiyac duyuran, yuzune hasret birakan o saygi ve sevgi deger gunes dogdu. Siradan bir gunmus gibi insanlar ise yetismeye calisiyorlardi. Gunes dogmadan hemen once turkce bir seyler geveledim, her dedigimi ezberleyemese de tek bir cumlemi tuttu aklinda ve nasil olduysa her lafi yanlis yere ceken google ceviride defalarca denedikten sonra dogru telaffuz ederek cevirtti, 'mutlu olabilirdik...' Bu cumlenin uzerine yerinde olsam denebilecek ne cok seyin oldugunu kafamda siralarken ben, o yuzunu asmakla yetindi.


Yanimdan ayrilmadan kahve icmeyi teklif etmesi, bir kahve suresince daha yaninda kaliyorumu yansitmak istercesine. Nedense kagit bardakta olusu dehsete ve celiskiye dusurmustu beni. Sanki o anlara gelmemisiz gibi, kahvesini alip her an gidebilir hissi. Karsilikli oturup daha neyi konusacaktik ki. Dusen yuzlerimizle kafenin arka sokagina gecip, kuslarin ucustugu duvar resmine bakarken kuslardan konu acmasi havayi yumusatmasa da, cabasina hayran kaldim. Konusursam aglayacak gibi duran ifadem, bir seyler soylemezse oyle kalacak gibi gorunen haliyle, yuzumu avcuna alip iki yanagimdan ve burnumdan opup 'gelecekte gorusuruz'u son sozu edisi. Simdiki zamanda son kez dalarken gozlerine, icimden yakin gelecek mi diye sormak isteyisim. Gulmeyin, bir ingilizce ogrencisi olarak saka yapmiyorum.


Bana kattiginin hala uzerine katmak isterken soylemek guc ama benim ona kattigim bir seyi belli edercesine kahvesini soya sutlu tercih etmesi. Cocuk kandirir gibi, o yok ama bak ne var elimde. Sevinemedim diyemem ama gulemedim de. Veganliginin ilk gununu unutmazsa ayriligimizdan cikarip beni de hatirlar diye dusunmekle yetindim.
                                                            
                                        -Devam Edecek-

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 11:54 ÖS

0 yorum  

 
>