25 Temmuz 2009


Sıcağın cılkının çıkış anına dek denk getirilmeyen öylece sereserpe serilmiş postunun en sert yerinden rahatsızlık vermeden sıyırdım seni işin içinden. Yeter ki sen düşünüp de üşenme. Ve yeter ki icraatın ucundan bile geçme naif kıpırtınla. El üstünden de üstün tuttum altın defterinin gümüş sayfalarını. Akvaryum huzurunda uykuna daldırıyorum elimi ellerimle uyutmak adına seni. Kornişinden çıkmış perdenin her çektiğinde biraz daha ayrılması kadar huzur bozucu uyanıklığınla karşılaşmamak da senin adına tabi. Masum yılların yakınından bile geçemediğimi anladığım günlerden daha ıslak artık günlerim. Masumiyetini kaybetmiş dakikaların kuruluğunu hatırlatır gibi geçip gidiyor bir sırılsıklam bir kupkuru... Bir sırılsıklam bir kupkuru...

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 1:11 ÖS

0 yorum  

19 Temmuz 2009


Bir hale sokulmayan inadın hiç gelemediğim huzursuzluk arasında mekik dokuyor. Sana ne diyebilirim ki. Meydan okunamayan kıskançlığının rahatına düşkün beynimle varamadığı gibi bir karara. Daha ne diyebilirim ki. Duyduğumuz o şey çıkmadıkça yüreğimizden, algılarımız yanılgıya çevrilmedikçe tamamen bir şey denmez ki...

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 7:05 ÖS

1 yorum  

01 Temmuz 2009


Ne bilmiyorum ama 'bir şey' istiyorum. Çocukluğumdan bu yana tek değişmeyen şey belki de bilemiyorum. Ne istiyorsun diye sorduklarında 'bir şey' derdim, tamam da ne istiyorsun? 'Bir şey'...
Hiç bilemedim o şeyin ne olduğunu. Belki de buldum ama sandığımdan çok farklıydı ve konduramadım istediğim şeyin o olduğuna. Bilemiyorum. Bildiğim tek şey hala arıyor olduğum. Bazen ulaşacak gibi oluyorum, bir zaman sonra anlıyorum ki o da değil. E tabi umudunu yitiriyorsun her defasında yanılınca.
Hayat da bu galiba. Yaşananlar artsa da verdiği mutluluğun süresinin günden güne kısalması. Olgunlaşmak deniyor buna da sanırım. Ama ben büyümek istemiyorum ki. Ne olduğunu hiç bilemesem de 'bir şey' istiyorum, 'bir şey'!

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 5:04 ÖS

0 yorum  

 
>