Hayat uykusunu getirirmiş. Mışıl mışıl sersemletmiş. Uykusunu kaçırsın diye elini ihanete bulamış. Uykusunu kaçırsın diye sırttan vurmuş. Uyurgezer düşüncelerle uykuya dalmış. Hayat şart koşmuş. Birileri birilerine girişirken lafa girişmeye kalkışmış. Yine zamansız. Dikkate alınmamış söyledikleri bu zamansızlığı yüzünden. Gözü varmış yarında. Şimdiyi es geçip yarına sarkmış. Hep yarında gözü. Başta oturmak istemez ama sonra bir yorgunluk kahvesi yapta içelim der cinsten bir naz eder, kendini ondan korur, yabancılardan sakınmaz. Çünkü gerçekler rtük kararıyla hep utanır kendinden ona göre. Önce aynasız yaşama deneyimi sonra ışıksız. Böyle böyle iyi edermiş kendini. Sonra yine ışıklar sönmüş teker teker, ardındansa aynasını kırmış biri. Pek iyi gitmezmiş ilişkileri. Kurduğu her ilişki son günlerini yaşarmış. Her birinde geri sayım başlarmış başlar başlamaz. Bir aralar işe vermiş kendini belki bir işkolik, belki düşünecek vakit yokluğu. Kırık dökük bir kaç satır karalamak olsa da ilk işi ilk iş gününde. Kendini ondan ayrı kılabilmek içinmiş hep matemi. Oysa o olmadan da üzülebilir, o olmadan da ikiye ayrılabilir, o olmadan da bir bütünlük sağlayabilir zamanla zamanı gelince. Daha ne ağlamalar zırlamalar bekliyordu onu. Bunu bildiği için dimdik ayakta ve ruhu çökük. Kaldıran olsa da ruh tutulmaz kayardı elden, biliyordu. Günler sonra gelen ama ona yıllar geçmiş gibi gelen aramalarından arındırıyordu karışıklığı taşlarını ayıklar gibi. Bir küçük not defterine sığacak kadar anı. Bir şeyler karalaya karalaya karalar bağlar, üzerine bir çizik atar. Çok havasız kalmıştı aşkları, havasını aldı başka kimliklerin vücudunda. Günden güne netliğini kaybetmiş, biraz karıncalı, biraz karartılı, bir elini dolduran geçmişte yürümüş bir aşk kaldı elinde. Yüzük sende oyunuyla el değiştirir ve o zaman rahat bir nefes aldırırdı ikisine de ayrı ayrı havalarda..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder