Mutluluğun, az da olsa kederin, bakakalmanın birleşmesi gibi. Ama yok hepsinin dışında bir duygu. Kaç kere tekrarlasam da tanımlayamadığım, tanımlayamayacağım bir his bu taşınma hissi. Dün bugünün, bugün yarının tutarken elini geçiveren, sanki daha dün ödemişken yenisi geliveren faturaları bir türlü gelmek bilmeyen maaş günüyle kapatırken, ayın sonunu zor getirirken, aitlik ekinin yanına gittikçe daha çok yakıştığı yeni bir balangıçtır her ev. Gereksiz eşyalara yer yok. Belki bir ayakkabı kutusunun içine hapsolmuş hatırası olan ufak tefek birkaç eşya. Hepsi o kadar. Daha fazlasına gerek yok. Evin metrekaresi artsa bile. Yine de yok. Hatıraların açtığı yerlere bir güzel kurulur nasılsa hayaller.
Zordur taşınmak. Güç ister. Ama öyle bir yerleşir ki içine düşüncesi, kurulu düzenine aldırmadan, her defasında daha çok zarar gören kanepeye, gardroba, komidine hiç acımadan, kalan sağlarla en baştan kurdurur bütün hayatını. Sanaysa sabahında gözlerini açıp başlamak kalır güne. Hepsi o kadar.
16 Mart 2010
Gönderen
kıyıköşeyazı
zaman:
8:38 ÖS
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder