Kendi ülkenizin,
kendi yönetiminde,
düşünme payı bırakmışsınız bana.
Özgürlüğü olmayan.
Çin işkencesiyle hapsi boylama genişliğinde.
İki cümle arası bir tırnak kaybı.
Bir şey değil.
Sessizce açılmış,
esrarengiz konular bunlar.
Devir yalnız kalma devri.
Devrimse hiç olmamış gibi.
Siz kazıkları attıkça,
içim bir hoş oluyor dostlar.
Beni benden çıkarıp,
çileyle toplayıp,
eski aşklara bölüp,
çarpılmadık yer bırakmadıkça dostlar,
içim çok hoş oluyor.
Öyle ki,
boş gözlerle bakıyorum sizlere.
Hiçbir şey değil.
Kırk bir yerinden bıçaklanmış göğüs boşluğumu,
tıpta çareler tükenmezlerle,
kırk bir kere maşallahlarla avutuyorum.
Yaşıyor o da.
Hayattan bir soğuyup bir ısınışım,
şok etkisiyle dinç tutabilmek adınaydı benliğimi.
Şimdiyse adımı hatırlamıyorum.
Anlatmadığım aşklarımı o an komik gelmiyordu tabilerle,
anlatacak gibi olduğum anılarımı o an komiktilerle geçiştiriyorum.
Anahtar kelimeleri seçmekte güçlük çektiğimdendir,
kalbimi size açamayışım.
Kendi kendine derler bir de.
Yalan.
Kiminle konuşsam deli diyorlar.
Çok da düşünmüyorum,
çok düşünüyorum sizi dostlar.
'Da' apayrı bir anlama çıktığından.
Kalbimin anahtarı olmayışındandı,
kitlemeden gidişleriniz.
Kalbime yedek anahtar yaptırışındandır,
ona kitlenişim.
Tam içimde yaşayacaktım ki,
yine kameralara yakalandım dostlar.
Tarafınızdan geri çevrilmek,
evirip çevrilmelerin,
en dehşet güzeliydi.
Ki yakın uzak farketmez dostlukların en güzelinde.
Karın boşluğumda bir yerlerde,
bulunca gösteririm,
verdiğiniz hissi.
Görürsem söylerim,
zamanın olmadığı bir ülkeden geldiğimi.
Söyleyemem,
zamansızca sevdiğimi.
Havaya giremezsek duygusala bağlarız dostlar,
çok da zor değil,
ama çok mu zor.
Ola ki 'da' bozarsa anlam bütünlüğünü.
Gözlerimden yaş gelen o dakikadan,
o cezbediş saatinden sonra,
bana işler mi sanıyor döktürdüğü gözyaşları dostlar.
Ona kadar,
herkese benden kucak dolusu sevgiler başlayışındaydı,
hayata sunabileceklerim.
Ona gelince tam gaz devam görüşünde sevgi tüketimim.
Ondan beridir herkese eşit davranamıyorum dostlar.
Aynı anda aynı sivrisinek ısırdığında sanmıştım ki,
aynı anda aynı uykuya dalarız.
Siz olsanız ne sanardınız dostlar.
Yani ben de sanmıştım ki, beni tutmayan uyku onu da tutamaz.
Size diyorum,
hiç sanıyor musunuz ki dostlar.
Sahi dost muyuz hala dostlar?
23 Temmuz 2013
Gönderen
kıyıköşeyazı
zaman:
10:43 ÖÖ
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder