Doğuştan menopozlu aşklarım,
kıvranan zekam,
geriye doğru ileriye yanlış sayım,
benzetmelerin arasında sıkışmış kendim.
Kapaksız giysi dolaplarına rağmen toplu durmayı başaran odam,
başkalarının her gün topladığım dağınıklığıyla evim,
falanım filanım.
Medeni cesaretimi gölgeleyen deli cesaretimle olmadık işlerin baş kahramanıyım,
işlerse kesat.
Ya en açık ya en koyu renkleri tercih edinmiş hal ve tavırlarım hiç uyumlu değil benimle.
Gitmekten söz açılmışken biri kal otur biraz der gibi bakıyor.
Ben yanından hiç ayrılmamaktan söz ederken o gitmekten bahsediyor.
Ters düz edilmiş aşk çıkarımlarım çıkaramadı beni bu işsizlikten.
Neyi istediğimi istemediğim kadar biliyorum,
o yüzden ne zaman istediğim olsa,
çelişen başka isteğimle,
bunu kabul edemem cevaplı hediyeler gibi ortada kalıyor ne istediğim.
Hep daha fazlasını istemek değil de,
isteklerinin her birini aynı anda istemek.
Nasılsın sorusuna verilecek en güzel cevap da bu sanırım.
20 Mart 2012
Gönderen
kıyıköşeyazı
zaman:
11:27 ÖS
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder