08 Ekim 2007


Sinek ısırıklarıyla uyanmışlığın verdiği kaşıntıyla geçirilmeye başlanan zamanları dize getirir de saatin kaçı olursa olsun kendimize ayırdığımız zamandan çalarız. Üstüne üstüne gidilen, ilişkiyi götürme çababız vardır. Bir yerden sonra cabası olur hangi harekette bulunsak. Çarpışan otolara döneriz görünüşte hasarın olmadığı ama darbe üstüne darbe aldığımız. Sarsılır güvenimiz her çarptığımızda. Sorsan farkında bile değilizdir. Gözümüzle görsek konduramayacağımız kadar güçlüdür inançlarımız da ondan. Sarsıntı geçiririz çarpıştıkça, ondandır allak bullaklığımız. Çok bir şey değil, geçmiş günlere ilaveten yaşamak olur artık görüp göreceğimiz. Ne de olsa görmüş geçirmişliğimiz vardır sanki başkasına görünmeyen sadece bize gözüken. Geçmiş günlere eklenerek eksilen günlerimizi sayarak geçirdiğimiz güne kadar yaşanmışlık diyemesek de vardır bizim de bildiklerimiz. Her hatanın bir ertesi gün hapı olsa ne iyi olurdu cozutmek. Henüz üretilmediği için biz de iyi kötü cozutuyoruz sırası gelmişken. Bütün hesapları karıştıran da biz hesabını iyi bilen de. Daha ne olduğumuzu kestiremezken insan sarrafı olmuşuz. Bir çiçekten medet umduğumuzu, seviyor sevmiyorlarla aşk yaşadığımızı ne çabuk unuttuk da bilmişlik taslar olmuşuz. Her kopardığımız yaprak nasıl da çıkardı acısını büyüdükçe aşklarımızdan yalan mı. Yaprak yaprak dökülürken hissedilenler olan yine doğaya olmuş o ayrı değişmeyen tek şey olarak.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 10:45 ÖÖ

 

0 yorum:

 
>