Kuruttum anıların her birini saklıyorum en ücra köşelerde ufalanıp dökülene kadar. Naftalin kokulu kışlıklar gibiyim. Bilirsin kolay kolay sinmez üstüne giysilerin, kimbilir kaç kıştır kaldırılmış duruyorum dolabın en diplerinde. Kime gideceğimi bilmediğimden bu çarpıtılmış sözlerim. Kime gideceğimi bilmediğimden bu kırıp dökmelerim. Yaşamanı bile istemezken ben yaşattığım için affet. Konuşma, gülme, görme ama affet. En iyi şekilde anlayabilecekken anlamazlıktan gelmeyi, hiçbir şey olmamış gibi yüzüne bakabilmeyi, gözlerimi kaçırmayı, çekinerek konuşmayı.. neyi nasıl açıklarım. O kadar iyi anlarken seni kendimi anlayamadığımdan bunlar. Ne bir açıklama ne bir telafi. Üzgünüm demekle ödeşmiş olunur mu. Hemen ödenir mi. Bilmez miyim hiç. Tanışıklığım yoktu elini uzattığında, tanımak istememden geri kalır bir yanı yoksa da.. Beni anlar gibi olursun belki bir gün. Bilirim ne niyetle yapıldığı önemsizleşir sonucunda tedavisi olmayan bir yara açılmışsa. Affet. Ama önce iyileş.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder