26 Ekim 2007


Bir haresi eksikti oysa dünyaya geldiğinde..

Yıllardır cevabının verilemediği uzaylılar var mıdır yoksa yok mudur tatışmasından doğdu. Sonra bir meleğin haresine vuruldu. Bir melekle uzaylıyı aynı karede görüntülemek ne kadar zorsa o kadar zordu ona sahip olması. Ama tüm şekilsizliğine rağmen bunu başardı. Elde etmek en kolayıydı. Elinde tutmaktı mühim olanı. İkisi arasında ne kadar bir ilişki kurabiliyorsanız onlar da o kadar kurabildi. Dünyalı değillerdi. Yaşam alanları kısıtlıydı. Aynı çerçeveye sığmaları gerekliydi. Ondandı uzaylının boynu büküklüğü. İlişkilerinin sınırları baştan çizilmişti.
Kurulabilecek en devrik cümleyi karşılıklı kurmuşlardı birbirlerine. Her şey üzerlerine devrilmişti. Bütün sözleri. İmla kılavuzu görmüştü onları bir tek. Ancak o anlayabilmişti çektikleri sıkıntıyı cümleleri bir türlü toparlayamasalar da. Yetileri yetmiyordu dünyaya. Büyüyü yapan o falcı biliyordu bir tek gerçeği. O da yedirememişti kendine kendinin verdiği o şeyi geri alamamayı. Beyazdı başta ama dünya pisletmişti, kararmıştı büyü. Okunmuyordu yazılar. Artık heceleyerek geçmeliydi zaman.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 12:04 ÖS

 

4 yorum:

Adsız dedi ki...

yok bişe yok.

kıyıköşeyazı dedi ki...

Kötü bir amaçla söylememiştim ben ama.

Adsız dedi ki...

bende kötü amaçla söylemedimki zaten :)

kıyıköşeyazı dedi ki...

Bana öyle gelmedi ama öyle diyorsan öyledir.

 
>