Karşısına geçtiğimde ondan kötü durumda değildim, o ise benden iyi durumda değildi. Eşitlenmiştik. Çok kere hissetmiştim bu duyguyu. İlk gördüğümde birinin ona ismiyle seslenmesi yeterli olacaktı, soyismiyle seslenildiğinde fazlasını bildiğimi hatırladım. Kahve telvelerinin arasına saklayıp bildiklerimi, her şeyin tam tersini söyledim. Bakar kördüm. Gerçeğini bildiğin bir hayale şahit olduğunda ne diyeceğini bilemeyip en inanılmaz konuşmaları yapar, en büyük yalanları sıralarsın. Ben de öyle yaptım. Neyse ki fala inanma falsız kalma diyen birileri çıkmış daha önceden, yalan değil. Ne yapsaydım? Tıpatıp aynı dertten mustaripliğimizi, acımın tam üstüne basmışlığına bağlayıp giremezdim konuya. Karayı göremezse kader ortağımın hisleriyledir meşguliyetim. Tıpatıp aynı kaderin farklı yüzünün yerine koyup kendimi, karşılıksızlığını bir de onun yüzünden görmeliyim. Aynı yaradan bir tane de kendimde açmalıyım. Ne deseydim? Senin falın fallanmış güzelim, en azından birini yakından tanıyorum, kendimden biliyorum, gözlerimle gördüm gözlerimin içine baktığını mı deseydim. Kimse paylaşmayı o kadar sevmez. Kadın dayanışması demeyin de ne derseniz deyin.
Açtığımız renkler b.k sarısına dönüşüyorsa en nihayetinde, konuyu kapatıp, beyaz bir sayfaya aynı renkten yalanlar döşemek daha iyidir bazen. İyi gelir. Beyazlığından ödün vermesindense bomboş kalır bomb.k kalmasındansa.
Ama şimdi bırakalım beni bir hayalim bile yokken gerçekleşmeyeceğini birilerinin bildiği. Bırakalım beni kimse seni benim kadar sevemez iddiasına giremezken kimselerle. Bırakalım beni daha dün ne halt yediğini en güçlü hafızanın bile hatırlatamadığı güçlükteyken. Bırakalım beni ne halim varsa perde indirmişken gözlerime. Bırakalım şimdi beni de asıl konumuza dönelim.
22 Kasım 2011
Gönderen
kıyıköşeyazı
zaman:
11:20 ÖS
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder