Altı üstü üç harflik haliyle sana bir masal anlatayım mı geyiğini çevirtir beynimde. Tarifi basit; bastırılmış bir heyecan, can sıkıcı bir an, trafiğe kapanmış bir yol. Harfi harfine bilmeseydim olacakları olanlara inanabilirdim. Olabilirliğe mahal vermeden, daha başlarken bitirmişsindir kesin sözü, kesmeye bile tenezzül etmeden. Bazı geceler neler yapabileceğin konusunda kafa yormak yerine uykuya yattığımdan beri huzurla dalıyorum düşüncelere. İki günde gösterdiğin yüzünden döndürdüğün bitarafına değin kelime kelime ezberimde ne hayrını gördüysem. Gitmen gereken yerler vardır senin, sözleştiğin insanlar, bi hayatın vardır senin benden apayrı. Tam da o ayrıldığımız noktada fikirlerimiz duvara toslamış bir arabanın çıkardığı seste duyulmaz olur da aynı yere vardırabilirsek, yani bin olasılığın binini de geçip sollayabilirsek ne mutlu ilişkimize. Aynalar kadar bakmaya başlamışsam fotoğraflarına bin olasılığın birine bile fırsat vermeyecekse de çekildiğimiz kenarlar. Su sızdırmadan sevmek suyla benim aramda bir mesele, sanmam seni dinleyeceğini eşitçe karşılığını verebilmen için. Suyla aramda herkesten çok susamışlığım kadar büyük kurduğum dostluk, susadıkça gösteriyor kendini, bir tas bile içmemek pahasına. Sanmam başka kimseye değişsin beni. Ama dene. Sen yine de dene. Bakarsın su olur akarız.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder