Günler geçiyor ama bir kabız gibi. Tanıştırayım, zaman benim azılı düşmanım. Haberlerde yine uzaylılar dolaşıyor. Daha dünya üzerinde doğru düzgün hayat süremezken uzayda yaşam var mı inanın merak etmiyorum. Tek derdimiz bu olsa keşke. Başımızın tacı mahalle ağzıyla yumuyor gözünü yine. Neymiş sırlar dökülmüş ortaya. Tabi herkesin bildiği bir sırsa.
Haberlere veriyorum kendimi halime şükretmek için bu günlerde. Özellikle de sabahları ağzımda acı bir tatla uyanmanın can havliyle. İşime konsantre oluyorum, yığıldıkça işler sövüp rahatlamak için. Tanımadığım kimliklere anlatıyorum derdimi. Göz kuruluğumu ilerleten ekranlara. Başlatan klimalara. Bunlarla yetinmeyip bir de et kesikleri ediniyorum kendime, ağrım sızım unutturur belki diye. Hareketleri eksiksiz yapıyorum. Derin derin nefes veriyorum, çoğunlukla almayı unutuyorum. Uzun yollar gidiyorum yürüme bandıyla. Çok uzaklara daldığımı farkedersem son ses açıp geri getiriyorum kendimi. Rahat bir nefes alıyorum sonra. Anlıyorum ki yeterince yormuşum. Anlaşılan o ki yattığımda düşünemeyecek kadar yorulmuşum.
İki ileri bir geri adımlar atıyor ayak uyduruyorum aklıma. Geçenleri sormayın gitsin. Sabah olsa da işime versem yine kendimi. Kısık sesime aldırmadan ağzıma geleni söylediğimi sanıp rahatlatsam içimi tanımadığım insanlar ve paraya olan açlıklarıyla.
Yemeye de kaldığım yerden başlasam. Tadını unutunca daha bi tatlı gelir yediğin yemekler. Ara sıra ara vermek gerek. Koku da öyle. Açken duyduğun yemek kokusu şişirebilir her yerini ama tıka basa yediysen yayılan kokular bozabilir mideni. ilişkiler gibi. Başta aç oluyor, doyunca da 'ağır bir kokusu' var oluyor, kaldıramıyor, terkediyoruz. Terketmekten söz açılmışken, normale indirgememden güç bulurken sen, ne varmış yani diye geçirirken içinden, unutmadan söyleyeyim; damak tadı değişkendir ama bir kere sinmişse kokusu derinlerde bir yere, sinmişse derine kırk yıl geçse, kırklansan da nafile. Nerede çıksa karşına, ne zaman seslense, değdiği her yerde... Beş duyu organının en büyük hissesine sahip olanıdır çünkü kokusu. Zaman geçer, zamanla her şey alır başını gider, ama koku sabittir, kendine has hafızasıyla olduğu yerde kalakalır.
08 Aralık 2010
Gönderen
kıyıköşeyazı
zaman:
11:06 ÖS
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder