Talihsizliklerin birbirine kenetlenme zamanı
Biraz ondan
Biraz bundan
Bi sormaz ki nasılsın iyi misin
Sırası mı değil mi
Sormaz ki
En ince bağırsağıma saklıyorum dilimin ucundakileri
Farkedildiğinde çoktan kaburgaları kırılmış olsun,
görenin acabası kalsın
Ama ben bileyim
Elimi her attığımda yırtık yerden çıkan kemiği en ince derime batsın,
aşkını kanıtlasın
Didik didik edilen iki geçmişle gelecekten medet umarken,
şu yaşına varıncaya kadar edindiğin bütün fikirlerin,
birbirine bodoslama girme zamanı
Demiyor ki müsait misin
Bi telefon açıp demiyor ki geliyorum
Demez ki
Hangi zamana sığarsa artık,
ya da zamanla sınırlamak ne kadar doğruysa artık,
kırk yıldır onu bekliyormuşcasına üç günlük tanıdığın o kişinin özeline girme zamanı
Çok düşünülerek ortaya dökülen ne yazık saçmalıktan ibaret sözlerin,
parça pinçik edildiği yetmiyormuş gibi gelmiş geçmişlerin,
gözü kör yapısıyla yer yön kavramı geliştirme zamanı
Fısıldaşmaların yankılanıp kafana çarpıp durmasıyla çocukça bir inanışı sürdürerek,
her üfle dediğinde aldığın darbeleri hissetmeyip,
kaybederim korkusuyla üfleme zamanı
Onun, etrafında pervane olduğunu zannederken kendi etrafında dönüp durma,
hala tepsi şeklinde olabileceğine inanma,
aptallık etme zamanı
Bunları geç
İşin aslı aşk yırtık yerden çıkar gibidir,
zaman hikaye
03 Mayıs 2010
Gönderen
kıyıköşeyazı
zaman:
7:51 ÖS
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder