Efsane geri döndü..
Yeni hayallerin barınacağı, bir evden diğerine taşınılan en ağır eşya sayılabilecek hatıraların tozunun alınmayacağı, yeni yaşanmışlıkların dolduracağı, artık aşkların kalıcılaşacağı, yeni yeni insanların misafir olacağı, dostların da evi sayılacağı yepyeni evimize daha alışma safhasındayken birkaç kez gözüme bir şey ilişti. Küçük kara bir şey. Spidi Gonzales hızında. Yok dedim. Olamaz dedim. Psikolojine işlemiş dedim. Göz yanılması dedim. Yok artık daha neler dedim. Dedim ama ta ki saygıdeğer kuzenim sabah işe hazırlanırken önümden fare geçti diyene dek. O anda kendimi bir duvardan ötekine vurmak istedim. Ne güzel kandırıyordum kendimi ben. Kaç kere bir karartı geçti önümden de kondurmadım. Sana öyle gelmiştir diyordum içimden. Her gerçeğe açığım ama bu gerçekle yüzleşmek istemiyor canım. Başıma gelmesini isteyebileceğim en son şeydi bu fare. Bundan öncekinin bir önceki evimden vazgeçme nedenimin baş kahramanıydı. Ya o gidecekti ya ben. Terkettim evi. Küçüklüğümden beri anneannemin bahçesinden evine adım atmamam hep o kapana sıkışırım korkusu, ben sıkışmasam fare yakalanır derdi. Kalbim dayanmaz. Yeni bir kapan kuralım kurmayalım krizi daha yaşamak istemiyorum ki ben. Kriz atlatılamadı. Hamza bizimle yaşamaya kararlı anlaşılan. Bu ne sevgi ah bu ne ızdırap.
02 Kasım 2007
Gönderen
kıyıköşeyazı
zaman:
11:32 ÖÖ
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder