15 Eylül 2011


Yıl 2006. Bir sitenin 'bu gece bitmezzz' başlığı altında iki yazı. Aslında 3 yaşından beri kötü hissettiğimin kesin kanıtı. Öncesini zaten hatırlamıyorum.

"Yirmilik diş azabında, kuyruğuna teneke bağlı kedi kıvranışında.. Geceler biter bitmesine de bizi de yanında götürür.
Son demlerini oynayan biri de bir bini de bir masallar. Gelsin bakalım ne getirecek bize gece. Buyursun gelsin. ister gecenin karanlığı ister sabahın kör saati görmek istedikten sonra. Benim uykum diken üstünde. Geldiği gibi de gider. Çok geç kalınmış bir konuşma eşliğinde. Yetmez ki onursuz olmasa aşk.
Günlerdir yakmadan içtiğim sigaramı yaktıracak olana benim sözüm. Gerisi vız gelir tırıs gider."

"Seriliyken beyaz saten çarşaf ister tepin üstünde ister at koştur denilmişse kirlenir yırtılır mahvolur düşüncesiyle huzur içinde uyuyamaz benliklerin kaç ev değiştirsen değişememenin verdiği akıl almazlıkla eşyaları atıp yenilerini almak da asılsız bir gerçek olarak kalır dublöre gereksinmemiz film şeridi gibi gözümüzün önünden geçip giden hayatımızdan ötürü henüz hava kararmadan geceye peşin hüküm vermek olursa olsun kaç gecenin bilinciyle geçmeyecek peşin peşin söylüyorum kime denk geleceğini bilir lafımı geri almalarım başı dönmüş tilkinin dönüp dolaşıp döneceği yer de kalmadı suni kürkler sarmış dört bir yanı ölmek en gücü inanılır gibi değilse de inceldiği yerden bir duygu sömürüsü
Huzurum yerinde kuruntularım yerin dibinde sadece biraz öksürük biraz nefes darlığı çekiyor dıştan görünüşüm ve de duyuyor bulaştıracak birinin eksikliğini şu anda şu anlık olduğunun bilincinde"

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 8:36 ÖS

 

0 yorum:

 
>