03 Eylül 2007


Ucu sana dokunacak orası kesin ama görünüşe göre benim üzerime kalacak. Bu yıkım da bu aşk da. Evet ilişkimiz iyi gidiyordu, ta ki sen o kösele ayakkabıları giymeyene kadar. Topuğunla ayak altında dolaşan kalbimi ezmeyene kadar. Başkalarını aramıza sokmayana kadar. Kanıtlanabilirliği olmayan belli edişinle neyi nasıl anlayabilirim ve ona göre hareket edebilirim, söyler misin bana. Ya da bir işe yara, unuttuğum çocukluğumu hatırlat. Babamın yanına her gidişimde mazgalın arasına sıkışan incecik bacağımın çamurlu suya bulanışından, ağlaya ağlaya babamın beni kurtarışını beklememden bahset. Mazgalların altında beslediğimiz tatlı su balıklarından, oradaki köpeğimizin beni her gördüğünde eve kadar bırakışından, yol boyunca yavrusunu araba ezdiğinden önümüze çıkan her arabadan havlayarak beni koruyuşundan, muhabbet kuşumuzun annemin ses tonuyla Caaaavit deyişinden, sırf gözlük takmak için iyi göremiyorum bahanesiyle, habire doktora götürmelerini tutturup, ne kadar sorduğu sayıları yanlış cevaplasam da, gözlerimde bir şey olmadığını doktorun her seferinde anlamasına şaşırıp kalışımdan, küstüğümde küçük bir bavul hazırlayıp, dudağım bükük bir şekilde evde dolanıp, sokak kapısını bir açıp bir kapayıp, anlasınlar da durdursunlar diye evden kaçacağımı belli edişimden.. Unutursam hatırlat.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 9:43 ÖÖ

 

0 yorum:

 
>