06 Ağustos 2011


İki ileri bir geri giden aklımla bir karara varmaya çalışırken gelmiş ve geçmişim gözüme çarptı ki senden çoktan geçmişim. İple çektiğim bir gün belirlememişim koparken seni beklemiyordumun en sahici hissiyatıyla. Suya düşen her izmarit bir balığın canına mal olurken söndürdüğün sigaralara şahit olmak istemem. Ama sen, sendin işte. Ama o karizmatik bir duruş yaptığını sanarken her şeyi hatırladığını hatırlıyorum. Çok net. İçime olduğu dert değil. Son zamanlarda aldığım en net cevaptı, geçerliliğini yitirmiş onca nedenden birine bile değmeyen koştura koştura gelişi. Göz hizamdan düşüverdi çok geç bir saate kurulunca düş. İşten geçince iş. Bu kadar iyi bilince düşler hep bir düşüşte. Ama şu sırası bozuk, aklıma takılan fillerin gidip düzelttiğim anda silindiği gibi. Ya da telefonumdaki izin artık gözüme takılmadığı gibi. Kapıdan çıkmadan aklına gelip de yerini bir türlü bulamadığı ruhsatın yerinde olmak isteyip de olamadığım gibi. Aramadığı ve bulmadığı gibi beni. Geçiciliğinden bir şey kaybettirmiyor zaman hislere. Aksine zaman kazandırıyor. Hayatım boyunca heyacandan geberecek değildim karşısında tanımadan iki gün önce yüzüne bile bakmadığım gibi.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 3:35 ÖS

 

0 yorum:

 
>