18 Temmuz 2011


Gecenin en saf halidir daha kötüsü olamaz dediğin. Kurşun geçirmez bir camdır kendini koruma hissi. Ama camdandır nihayetinde etrafa saçılmasa da paramparça edebilir her an her şey. En fazla birinin ayağına batmaz. Hava değişikliği, başka şehir, başka ev düşünceni de, duygunu da başka yere taşır, insanlarına ayak uydurur. Çok değil az önce, çok olmasa da uzaklardan bir ses “kusurumuz olduysa affet, yani afedersin” dedi, içimden bir sesse “yine vicdan yaptılar seni”. Gittim, şu halde bile huzura boğan, her yerin havasını değiştiren anneme kızdım, iyi bir kız dünyaya getirdi diye. Ben de kötü olmak istiyorum dedim, baktı yüzüme, güldü. Bir anne kızının ne olamayacağını bilir. Hiçbir şey demeden yatmaya çıktım. En korkulu rüyamdı orman tarafı çatı katının, orada kim yatacak dendiğinde, ben yatarım dediğimde büyüdüğümü anladım. Annem de anlamıştır artık. Deniz tarafının bile kapı arkasında kalan yatağında korkarken ne günlere geldim. Başta anlamıyorsun ama bi bakmışsın büyümüşsün. Sonra düşündüm, karar verdim, aşkın iqsu hep düşük. Çenem gibi. O kadar sert ve hızlı ki yere yığıyor ama sanırım herkesin bir kurşun geçirmez yeleği var. Ya da kurşun isabet edene kadar kaçtın kaçtın. Anlatmadığım bir şey kaldı mı acaba. Nasıl ki sürekli konuşmak iyi bir iletişim kurduğunu göstermez, aşk da yaşını göstermez.

Çatı katının orman tarafının perdesiz balkon kapısı ve camından hala yanık olan birkaç evin ışığı umudu olsun bu gecenin. Sabah olsun hayrolsun.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 9:30 ÖS

 

0 yorum:

 
>