Takım elbiseyi çekeriz üzerimize, boynumuza da renkli kişiliğimizi yansıtan, içinde en cart renklerin bulunduğu bir kravat astık mı tamam, çünkü o da olmasa iyice içimiz geçmiş sanılacağız diye çok korkarız. Bir şekilde belirtmezsek günaha gireriz.
Gazetelerin üçüncü sayfasına manşetti insanlık ayıplarımız ama biz son sayfaların ayrıldığı spor haberlerini önemserdik daha çok. Biri bir şey diyecek olsa bahanemiz de hazırdı, iç karartıcıydı son sayfalara gelinceye kadarki sayfaların açılımı. Hele ön yüzüne büyük puntoyla yazılmış cinayet haberleri başlıkları aman aman, arka yüzünü döndürürdük hemen.
Kıyamet alametlerine sığınır olduk her durumda. İple çeker olduk sanki. Hızlandırmamız da cabası. Havalar biraz ısınsın sanıyoruz kesin deprem olacak. Hava değişiminin bütün suçlusu o. Hiç kendimizde aramak yok. Bir dur demek, önlem almak ne kelime. Küreselcek ısınıyorduk işte daha ne. Kendilerine yaradığını düşünenler de yok değildi hani ekonomisi canlananlar.
Eskiden olsa yaz gelmeden dondurma girmezdi evlere. Öyle bir kaseden çokta yedirtmezdi büyüklerimiz. Tahin pekmezi kış dondurması diye yuttururlardı, bizlerse yerdik. Eskidendi en sert kışlarda yiyebildiğimiz içimizi ısıtan kestane. Artık her köşe başında neredeyse dört mevsim kesintisiz. Havalar biraz güzelleşsin pikniğe çıkılırdı, şimdiyse sadece yemeğe çıkılıyor, tercihen terası olan restaurantlar. Piknik alanları desen kapıldı. Etrafı çevrildi. Sahiplenildi. Paraya döküldü. Fakat artık giden yok o ayrı.
30 Mart 2007
Gönderen
kıyıköşeyazı
zaman:
10:31 ÖS
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
depremi yaşadığın belli hem maddi hem manevi bide çok merak ederim neden hep kendini yıpratıyorsun birşeyleri yapmak istiyorsun, ya seçimler yanlış oluyo kimi zaman yada şansın yaver gitmiyo bahtsızlık diz boyu anlaşılan mutlu görmek nasib eyleye yarabbim seni inşallah hadi pai ;)
İyiyim ben iyi. Sen de iyiysen sorun yok demektir. Baş baş.
Yorum Gönder