30 Mart 2007


Hayalleri fazla kaçırmıştı gene dün gece. Hala kalkamamıştı altından. Ayılamamıştı. Bunca duyarsız erkek kol gezerken niçin bu kadar çiçekçinin olduğuna şaşardı. Hiç anlamazdı. Uzun süren ilişkilere hayretler içinde bakardı. Yavaş ilerlemeliydi ona göre zaman, insanlar, makinalar. Sevgilileriyse yangından mal kaçırır gibiydi öpüşmeye başladıklarında o ısrarla yangından ilk kurtarılacak eşyalar dolabında saklamak isterken aralarında geçenleri. En önemlisi de kendince duyduğu aşkı. Onlara ayrılan sürenin sonuna gelinirdi bir anda. Geriye aldıkça o, sevgilileri ileriye alırdı saatleri..
Hayatının geri kalanını o merdivenlerde oturup beklemek isterdi. Geri kalanını oracıkta geçirmek. Başkalarıyla paylaştığında bu düşüncesini ‘neden olmasın’ demişti biri ama kendinin bile inanmadığı her halinden belliydi dediği şeye, o da bu kez düşüncesini kendine saklayıp ‘kuyruklu yalan’ diye yanıtlamıştı içinden..
Bütün sözler tutulmadan donup kalmıştı, sözlerin sahipleri de sözleri gibi donuktu. Ayağına giydiği her terliği her girdiği odada unutmak gibiydi onun için sevgililerini unutmak. Unuttukça üşüten, giydikçe unutturan. Bilirdi ama, ayaklar üşüyorsa kaç kat giyinirse giyinsin ısıtamazdı yüreğini..
Geriye aldıkça o hepsi ileriye alırdı saatleri..

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 10:47 ÖS

 

2 yorum:

Adsız dedi ki...

sahi çok mantıklı bi soru bunca duyarsız erkek kol gezerken nie bu kadar çiçekçi var?

kıyıköşeyazı dedi ki...

Soruya soruyla karşılık verilmez bilmez misin:)

 
>