16 Ekim 2006


İşlenilmiş suçlar anatomisi:

Küçükken bir manav kasası bulup bir yere koyar, bir dal parçasıyla destekleyip, yarı açık bir şekilde bırakır, dalın ucuna da ip bağlardım. Kasanın oralara ve içine yem serpiştirir, sonra da ipin yetiştiği yere kadar uzaklıkta bir şeyin arkasına saklanır, kuşların kutunun içine girmesini beklerdim. Kuş yemin devamını yemek için kasanın altına girdiği anda ipi çeker ve yakaladığımı zannedip bakmak için sabırsızlanırdım. Hiç yakalayamadım. Ama hep bir umut besledim içimde, deneyip deneyip, beceremeyip kuşları beslediğimle kalırken. Önemli olan o ipi çekiş anıydı zaten. Kuşu değil anı yakalamaktı asıl derdim. Hiç tutturamadım o anı. Tam zamanında yetişebildiğim bir şey hiç olmadı hayatımda. Ya çok erken davrandım ya da çok geç kaldım. Bunu bildiğim için ne yaşadıysam sakınmadan, içimden geleni kaçırmadan yaşadım, ne yaşadıysam hatırda kalsın diye yaşadım, sonunu bile bile. Zaten bildiğim bir şeye ses çıkaramam. Bu yüzden de sona gelindiğinde yakınmadım, kurcalamadım, gitmedim üzerine.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 3:51 ÖS

 

6 yorum:

Adsız dedi ki...

Belki de yakalama isteğiniz var;yakalama azminiz yok

kıyıköşeyazı dedi ki...

Belki de.

Adsız dedi ki...

Yaşadığımız hayat değilmi zaten bir köşe kapmaca, kapsan nolucak;kaptığın köşede mutlu olamadıktan sonra "hey arkadaşlar bakın benimde bir köşem var.Nooldu kurudunuz, kaldınız hepiniz." diye haykırmak hava atmak neye yarar mutlu olamadıktan sonra;mutluluk nedir biliyormusun şirin mi şirin küçük beyaz bir sokak kedisini sevmek kucağında uyutmak onu büyütmek onun verdiği mutluluğu tattınmı hiç; eminim yapmışsındır.

Adsız dedi ki...

üstteki yorumu sizin için yazmadım bir anlık dalgınlığım bağışlayın.Bir başkası için yazıldı.

Adsız dedi ki...

"Zaten bildiğim bir şeye ses çıkaramam."
Yakın zaman içinde bilme'nin zararlı ve gereksiz olduğuna derinden iman etmiş biri olarak bu düşüncemin mottoları arasına almak istiyorum bu cümleni.
Bilmek..tamam bazen iyi olabilir ama çoğu zaman, ses çıkarmamızı engelliyor, büyüyü bozuyor, perdeleri kaldırıyor, mahremi yok ediyor, diye düşünüyorum.

kıyıköşeyazı dedi ki...

Evet, belki doğru düşünüyorsun. Bilmek öldürebilir pekala hücrelerini. Bilme, sen de bilme, kimse de bilmesin diyelim ki. Peki ya bilmemek ne kadar kurtarıcı? Elbet bir gün öğretmeyecekler mi canımıza, okumayacaklar mı?

 
>