Bazen neye üzüleceğini şaşırır, hangi birine üzüleyim ki der, üzülemezsin. Bu arada kalmışlıkla size neyi nasıl açıklayabileyim de anlayabilesiniz. Yormayın o güzel kafanızı. Ben hep yalnızken buldum çözümleri. Seviniyorum ki tüm kan bağlarımdan ayrıyım. En yakınımdakiler değil ama en yakınlarımdan sebep dolardı gözlerim. Dolardı içim. Çok önemsemeli, çok çabuk affetmeli, çok sevmeliydim... Öyle gördüm açıldığı anda gözlerim. Ama şimdi seviniyorum ki ayrıyım onlardan. Kan bağı bağlanmaya fazlasıyla yetti, anlaşabilmeyeyse hiç yetmedi. Ya da ben yettiremedim. Seçemiyorsun, kapıyı çarpıp gidemiyorsun. Uzaklaşmak ufak bir kaçamak olarak kalıyor hayatının bir yerinde. O yerden geliyorsun her gidişte. Aklın erdiğinden beri öldüklerini düşünüp bin defa ölsen de, uzakken daha iyi sevebilmenin bilmem telafisi var mı, bir gün bulunur mu. Bulunsa uzağa giden beni yaklaştırır mı... İçime işlemiş anladığım dilden sevilmeme korkusunu yendirir mi. Artan sevilme isteğimi köreltebilir mi. Bu yaşa geldim hala bilmiyorum. Sevincime kapılmak istemem ama ayrıyım beni bilmediğim gibi sevmeyenden. Çok ayrıyım öylelerinden. Göstermediği değer yıllardan sonra çıkıp karşıma ağzından iki bilemedin üç kelime, nasıl görünebilir ki gözüme. Neyi getirir ki geriye. Ya da birkaç aya, haftaya, güne bilinen kıymetimin ne kıymeti kalır. O anda olmayan olanların bir olayı yok bende. Zaman zerre değişmiyor siz dönünce. Odamda, şimdiki zamandayım. Ne vicdan sahibi olun ne pişman. Olan olduktan sonra. Tek diyebileceğim bu geçmiş olanlara.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder