14 Ağustos 2010


Ne zaman yazsam aklıma bir şey gelir. Ne zaman yazsam düşüncelerim değişir. Ne zaman yazsam daha yazacaklarım olur. Ne zaman yazsam bilemem nereden başlasam nerede dursam. Ne zaman yazsam yine yazasım gelir. Ne zaman yazsam duygularım değişir. İşte ben ne zaman yazsam başıma bunlar gelir. Ve ne zaman yazsam bir yerden başlamış olurum.

Bu gibi karışıklıklardan doğmuştur bütün yazma isteğim. Şimdi düşünüyorum da kundakta başlıyor hayata bakış. Önüne birinin geçme olasılığı var, gözlerinin bozuk olabilirliği, ya da senin geç anlıyor olabilmen geciktirebiliyor durumu. Hiç yetişememen de olası.

Küçücüktüm kendi kendime ben yazacağım dediğimde, ne var ne yoksa yazacağım. Halbuki kendime o sözü verdiğimde öyle kötüydü ki yazılarım, biliyordum da üstelik. Hatta birine yazdığım aşk mektubunun elden ele dolaşıp, alay edildiğini bilirim. Hem de ne alay. Ne mi yaptım, yazmaya devam ettim. Sonra da bu bile vazgeçiremediyse hiçbir şeyin vazgeçiremeyeceğini anladım, artık söze gerek yoktu.

En okunası yazımı yazdım -Belki daha iyisini yazamam bile-. Okurken en sıkıldığım yazıyı yazdım -Belki de birilerinin ilk ve son okuyuşu olmuştu beni-. Her zaman yaptığım gibi yazmaya devam ettim. Daha da yazacağım. Bunu okuyan böyle bilsin, istemezse okumasın.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 12:20 ÖS

 

0 yorum:

 
>