Beni ağırlaştıran, hiç alışık olmadığım sürekli mutluluğun halsizliğiyle, sokak kadar sınırlı olmasa da, uzun yolların çıkmazında bir yön vermeye çalıştığım beklentilerim ve hep hiç beklemediğim anda geldin diyen diller, eskilerden kalma. Diller diye hitap etmek istiyorum onlara. Hatta ve hatta ben sustum onlar konuştu demek istiyorum, ben baktım onlar kafalarını çevirdi, ben gördüm onlar kördü de diyebilirim. Kime sorsam geçici duyma bozukluğuydu ama hep çınlattılar hep çınlattılar. Hiç beklenmediği anları mı kollar insan? Hep hiç olmayacak zamanı mı bulur? Mutluluğu yakalamak öyle basitti ki mutlu kalmak için hiç uğraşmadım belki de. Nasılsa koşar adımlarla gidilebilirdi mutluluğun başkasına. Aceledendi kaçırdıklarım ve aceleyle görmeyi unuttuklarım. O kadar hapşurdum o kadar çok durdu kalbim o kadar çok yaşadım ki ne öyle ne böyle, hiçbir yola gelemiyorum şimdi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder