23 Haziran 2009


Bir gerekçe göstermeyerek salına salına yerleşmiş oluyorsun şehrime. Ne çabalarla yer etmiştim halbuki ben. Hazıra konarken bile suskunsun. Rahata ererken bile mutsuz. Ses etmiyorum. Sessizce söylüyorum diyeceklerimi anlayışsızlığa mehal vermeden.
Tadı kaçmış yalnızlıkların en ıssız yerinden yakalamıştım kolunu. Geçmişinde upuzun bir bağ bırakmadan önce uzanamamışsam da... Nerede kalmıştıklarla geçirdiğimiz günlerin haddini hesabını ancak zaman gösterebilirdi. Düşmeden hemen önce yakalamıştım kolundan. Yukarı cekmiş miydin yoksa ben mi çıkmıştım yukarı, inan hiç önemi yok. Çekildiğim kenarlar daha bir ıssız gelecekti artık, daha bir sensiz. Alışkanlıktan, bir eşimi daha bulduğumdan. Bunu bilerek, kabul ederek razı gelmeliydim sana. En ufak bir yalnızlık eskisinden çok daha ağır gelecekti. Bunu bastırabilecek bir cevap bulundurmalıydım yanımda yanına gelirken, bir kıvama gelene kadar yoğurulabileceğim.
Otobüs kamyon tren kısacası korna sesi var kulağımda çocukluğumdaki bir oyunu anımsatırken ne kadar da büyüdüğümü anlatan. Yine de ses etmiyorum. Bazı günler var özlediğim, bazı evler, bazı yerler, bazı bazı da tanışmalar... Ve tabi özlemekle hatırlamak bile istememek arasında kaldığım durumlar. Yok ses etmiyorum. Biliyorum ki sesimi çıkarırsam kaybedecek bir seyim var. Sesimi çıkarırsam kaybedecek çok şeyim var. Sesimi çıkardığım anda yitip giderken arkasından bakarken bulmak istemediğim kendimi.

Gönderen kıyıköşeyazı zaman: 11:08 ÖÖ

 

0 yorum:

 
>