Sağlıksız kararın önüne geçen gerçek dışı bir gülümseme. Bunlar içlerinden sadece birkaçı yolsuzluğun. Yolunda gitmeyen ama zorla götürdüğümüz muntazam hayatımızın. O kalabalıkların içinde, içlerinden biri bunların farkında. Ama sadece biri. Gerisi farkında bile değil ki umurunda olsun. Sen daha yoluna koymaya çalışırken bir şeyleri onlar yolunu bulur. Hiç merak etme. Bırak artık düşünme de. Nasılsa herhangi bir zaman diliminde herhangi bir kuş herhangi bir evin çatısına konacak ya da havalanacak. Çok değil, bu kısaltmalardan ibaret yaşayışlarla büyütüyoruz bedenlerimizi. Dıştan bakıldığında ‘ne kadar da büyümüşsün sen’ sözlü müzikli akraba ziyareti değil de akraba düğünleriyle, sadece düğünden düğüne karşılaştığımız için, moral buluyoruz. Başı sonu belli yalnızlıklar. Kesinliği olan tek şey olarak çıkıyor her yerde karşımıza. Kimsenin gözünün içine baka baka da dememek lazım yalnızım diye. Ulu orta söylenecek şey vardır söylenmeyecek şey. Ne kırıcı ne açık olmayalım da ne olursak olalım. İster yalancı ister dolandırıcı. İsterse de yalnız. Tam da o anda lafı çevirmek lazım sözde kalabalıklarda. Moral demişken. Moral diye bir şey kaldı mı bu şartlar altında kaldıkça. Ne bıraktı ki sağ kalan, büyük büyük dedelerimizden kalan hayat. En toparlanmaz moralle yazdıkça yazdıkça bir de baktım konuşmayı unutmuşum. Kısa bir dönemden daha geçmişti kötümserliğim. Bu defa uzun süreceğe benziyor. Uzun vadede ödetiyor bunu bana geçmiş günler. Fitil fitil. İşte bu da hayatın ibaretinden arta kalanlar. Bırak artık düşünmeyi. Bak ben hiç düşünüyor muyum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder